Live 4 it! hayatın anlamı, hayatın değerini anlamaktır.

ben hayatımın bu kısmına kadar yaşadığım herşeyi mükemmel yaptığımı sanarken, aslında tam olarak karanlığın ortasındaymışım. ve tüm bu karanlığı yaratanın ben olduğunu görmem için 22 yılın geçmesi ve sevdiğim insanın ellerimden kayıp gitmesi gerekiyormuş.

tamam kadere inanıyorum ama inandığım bir diğer şey de her insanın kendi kaderini kendi yazdığıdır. şu ana kadar acıdan aldığım zevki mutluluktan da alabileceğimi keşfettim. ya bu kadar kör olmaz ki insan! bu gece birşeyleri değiştirerek yatağa huzurlu gidicem ve uyandığım her yeni günün bana bir hediye olduğunun tekrar farkında olarak yaşıycam.
şu an düşündüklerim ve hissettiklerimin hepsi tamamen yaşayarak öğrenmek dediğimiz olgu. ben bunu derin bir acıyla öğrendim ve melekleri gökyüzünden indirmenin tek yolunun ağlamak olmadığına inanıyorum. güldüğümüz zaman da iyilik melekleri bize gülecek ve tekrar o aşkı bize yaşatacaktır. ben mutluluğun umut getireceğine inanıyorum şu an. ve bunu etrafımdakilere de hissettirmek için yaşamam gerek. belki de hayatımın amacı bunu keşfetmekti ve şu andan sonra yaşamda çok farklı anları yaşayıp çok daha güzel anıları sevdiklerimle paylaşıcam. bunu yapmamak bize verilen yaşam dediğimiz bu hediyeye haksızlık olur. live 4 it! bir şekilde bir amaç uğruna yaşamayı temsil ediyor ve siz de yaşamın en zor anında bir amaç için tanrıya yalvarıyorsanız. bu dünyada en sevdiğiniz varlığın fotoğrafına bakın o fotoğrafta onun gözlerinin içine bakın ve en büyük amacın yaşamın ne kadar değerli ve her anın ne kadar vazgeçilmez olduğunu anlayın. ben seni seviyorum ve ağlamanın hiçbirşeyi geri getirmeyeceğini fotoğrafına bakarak gülümsediğimde farkediyorum.



Live 4 it! haftanın klibi



bu haftanın klibi counting crows - big yellow taxi.
bu şarkıyı seninle metroda eve dönerken dinlemiştik hatırlıyo musun? o an ben sana aşıktım. bu taksi beni alıp götüremez demiştin ve ben bu haftanın klibini sana süpriz olarak yazamadan sen gittin. bense geride sadece seni hatırladığım anları ağlayarak geçiriyorum. yüzüne karşı seni seviyorum demek için herşeyi yapardım şu an. ama herşeyin bu kadar acıtması çok kötü. boynundaki melek seni korusun. beni koruyacak bi meleğim yok artık. tanrıya bana meleğimi geri vermesi için yalvarıyorum. ben şu anı yaşadığıma inanamıyorum. senin bana bu kadar uzak olabileceğine. bunu yapan bendim. o yüzden bu cezayı çekmeliyim. bu benim hayatımın akışı olduğunu kabul ediyorum. seni seviyorum ve sana şu an ne kadar ihtiyacım olduğunu sen hariç herkese haykırabiliyorum burdan. ışığımı kaybettim ben ve şu an hiç olmadığı kadar derin bi karanlıktayım. tekrar o ışığa ulaşamamak tüm bir hayatı karanlıkta geçirmek. onu seviyordum diyerek geçireceğim bu uzun zamanları yaşamak zorunda olmak..

bugün

şimdi isterseniz hikayenin en başından başlayalım. yok yok çocukluktan, lise yıllarından,.. filan değil. hatta üniversitenin ilk yıllarını da geçtim. geçen senenin ikinci döneminde ilk kez onu görmemden başlayalım. onun adı seçil' di. hayatımın en zor dönemlerini ona ulaşamazken yaşadım. sonra biri geldi.
tam birşeyleri değiştirmeliyim hayatımda derken o çıktı ve beni kendi ışığına çekti. bense bu ışığın karşısında ne yapılmaması gerekiyorsa öyle davrandım. bilmiyorum ne oldu diyordum hep ama olayları olduğu anda asla anlayamadım. ben kendimden utandım tekrar tekrar ama her seferinde geri dönmeme izin verdi. ben ve o aslında o kadar çok benziyoduk ki birbirimize o kadar aynı kutuptuk ki birbirimizi iter olduk ve ben şimdi daha önce hissetmediğim kadar üzgünüm. benim için yaptığın onca fedakarlığa ben yanlış bir şekilde cevap verdim. fikriye senden özür diliyorum. tüm live 4 it! yayını boyunca bu kadar kötü birgün yaşamamış ve keşke yazabilsem şu an gerisini ama ağlamaktan veya boğazımın düğümünden dolayı nefes alamamaktan dayanamıyorum bir şekilde herşey bitsin istiyorum şu an. ama içlerinde bitmesini istemediğim tek şey bugün bitti ve ben hayatımın amacını kaybettim sanırım. zaferlerimi adadığım insandan uzağım artık. bilmiyorum belki çok daha iyi ve akıcı olabilirdi yazım ama zihnimi o kadar durduruyor ki onu şu an benden ayrı düşünmek ben yaşamayı bile düşünemiyorum.

günaydın. bak yağmur yağıyor

uyandığımda yağmur yağıyodu. uzun zamandır görmediğim bir fotoğraf gibiydi dışarısı :) neden olduğunu hala bilmiyorum ama sağ dizim sızlıyordu, kalkarken de dikkat ettim bir yerlere çarpmamak için. aslında bu benim bugün 4. uyanışımdı pek de derin bi uyku çekemedim bu gece. anlattıklarıma tam olarak sadece benim inandığım bi rüya gibi hayatım. bilmiyorum bir anda neden nefes almakta güçlük çekmeye başladım. uyandığımda kalbim de acıyordu. birşeyler saplanmış gibi şu an bile hissediyorum acıyı. boğazımdan bahsetmeyeyim bile. başım neden ağrıyomıyor? sanırım belim ağrıdığı içindir. sanki bi sona gelmişim bu sabah. uyanmışım da olabilir orda gelmişim' in yerine hatta daha güzel olur.
uzun zamandır istediğim yağmura bi kez daha baktım kalkıp. hissettiğim şeyler kulağıma fısıldıyan bikaç söz gibiydi birazı duyabildim ancak duyduklarımdan heyecan hissedemedim belki de kalanını da yanlış anlayacaktım. dışarı çıkmaya da tam da o an karar verdim. özür dilerim cansu ve sevda sözleri. yanınıza gelicem demiştim. ama aslında yanına gitmem gereken kişi kendimden başkası değil. yalnız birgün geçirmek dışarda amaçsızca dolaşıp, ıslanmak istiyorum. bunları tek başıma yapmak hoşuma mı gidecek, canımı mı yakacak, ya da ne hissettirecek bilmiyorum. bilmek de istemiyorum. önüne ne konursa şikayet etmeden yiyecek aç bir yolcu gibiyim. ben de önüne ne çıkarsa onu hissedicem.
bazı günler cidden sadece siz varsınız gibi gelir ya. ben bu kadar yazdıktan sonra uyandığım ana tekrar dönüyorum. karanlık ve soğuk, sanki evde kimse yok. evet ya ben dışarda olmaya o an karar vermiştim. bazen neyi nezaman yapmaya karar verdiğimi ben de anlamıyorum.
bugün kesinlikle yalnız geçirmem için. ne zaman dönerim bilmiyorum. tıpkı yarın burda olup olmayacağımı bilmediğim gibi. ben çıkıyorum, hoşçakalın..

herşey kim olduğunla alakalı aslında

hayatta verdiğiniz savaşta yanınızda kimse olmadığı zamanlarda, en azından biraz kafamı dinlemeliyim sonra herşeye yeniden başlıycam demek istediğiniz anlarda aslında bu savaşta en büyük düşmanınızın başbaşa kaldığınız kendinizle olduğunu anladığınızda ne tepki verirdiniz? savaşı bitirmenin en kısa yolu teslim olmak değil midir? ne kadar daha devam edebileceğinize karar verdiniz mi? bileklerini kesemeyecek kadar korkuyorsan o zaman saçını kes! gücün ne kadarına yetiyorsa o kadar diren. tercih edeceğin şey dibe batarken gözlerini kapayıp teslim olmuş bir şekilde suyu içine çekmek mi? yoksa suyun dibine giderken ciğerlerinin içine dolan suyla yanacağını bile bile son kez derin bir nefes almaya çalışmak mı? düştüğün bu çukur dünyanın dibi mi sanıyorsun? daha ne kadar dibe gidilebileceğini tahmin bile edemezsin. belki de içinde hissettiğin bu nefret hayata ve onun zorluklarına karşı değil de, kendine ve nefes aldığın her ana karşıdır.
kendinden ne kadar nefret edebilirsin? öldüğünde çok mu "cool" olacağını sanıyorsun? bu söylediklerinin hepsini keşfetmiş olman seni tanrı mı yaptı? sana inanıp da itaat edenlere gösterdiğin bu yolun sonunda ne vereceksin? kendi yokoluşun içinde bulunduğun dünyayı da yok edebilir mi sanıyorsun? sen kimsin?

sobeyim sobesin sobe!

blog sobelemecelerine karşı değilim. hatta hoşuma gidiyor. oky beni sobelemiş. sağolsun blog açtığımdan beri hep destek olmuştur :) gel gör ki ben de bu sektörde bir türlü atılım yapamadım. tamam eski yazılarla oranla kat be kat ilerleme var :P lakin bişeyler eksik.. hmm ne diyodum sobelemece (bu kelimeyi yanlış yazmışım gibi bi his var içimde ya da dudağımı ısırdığım için yarım yamalak konuştuğum için bana garip geliyor) diyordum. benim hakkımda bilmediğiniz 5 şey yazayım. ama hakkımda bilmediğiniz ne kaldı ki :P şeffaf biriyim ben ya herşeyi biliyosunuz artık :P iş, aşk ve sağlıkla ilgili geçmiş yılların bir almanağı duruyor burda :)
mesela ben hiç şiir yazamam. şiirle de bugüne kadar pek ilgilenmedim. benim için şiir belirli gün ve haftalarda okunan cumhuriyet, atatürk, öğretmen, çanakkale,.. gibi tarihi olayları anlatan birbirine benzeyen yazılar topluluğuydu. ama şimdi öyle değil daha bi seviyorum. şarkı sözlerinden zevk alıyorum mesela ama şiiri sade okuyunca hoşuma gitmiyor. müzik burda devreye giriyor işte. bilmediğiniz birşey var müzik ve benle ilgili durun onu da anlatayım :)
ben müziksiz yaşamayan bir insanım :) müzik dinlemeyen eroy' un hayat damarlarından biri kesilmiş demektir diye de bir özdeyiş vardır bilmem biliyormusunuz. (bence bilmiyorsunuz :P) evde uyanır uyanmaz bilgisayarı açarım ve winamp' a sarılırım. hele ki evde teksem, müziğin sesini açıp diğer odalardan, tuvaletten hatta duştaki o su sesini bile bastıracak kadar yükseklikte dinlerim tabii çevre dairelerdeki insanların rahatsız olmayacağı zamanları seçerek :) ama sınırları gerçekten dar bir müzik dağarcığım var ki hadi biraz da ondan bahsedeyim.
yüksek sesli müzikle sokak aralarında ismail yk dinleyen biri olarak düşünmeye başlamış olabilirsiniz beni zira yukarıdaki şıkta öyle bir eğilim göstermedim değil. lakin tam tersine şebnem ferah ve birkaç güzel şarkı dışında hiç dinlemiyorum türkçe şarkı. özentiden değil yabancı veya klasik müzik sevgim. sadece onlar daha çok hoşuma gidiyor. zaten zevklerin ve renklerin kişiden kişiye değişen tartışılmaz şeyler olduğunu önceki ünitelerimizde öğrenmiştik. benim dar müzik listeme girebilmek için kendini kanıtlaması gerek şarkının :) o yüzden haftanın klibi bölümünde yeni şarkılar görmek zor :P
4 yaşındayken anneannemlerin beni giresun' a götürdüler. ben gidene kadar gayet sakindim ama ilk günün gecesi anne baba özlemim tavana vurdu ve ben dur durak bilmez bir istekle ağlmaya ve ortalığı birbirine katmaya başladım bun terör karşısında çaresiz kalan anneannemle dedem de babamı çağırıp beni almasını istemişler. ama şu var ki orda kaldığım bir gece boyunca evin yanındaki parkın tüm süs ışıklarını kırmış, havuzda yaşayan kurbağalara hayatlarının en kötü günlerini yaşatmıştım :) ama evde otururken, ön tekerlekleri oynayan bi arabaya baktığımı ve ön tekerleklerinin hareket edebilmesine ne kadar şaşırdığımı hatırlıyorum :) evet bir gecelik terörümden sonra babam beni almaya gelmişti ve dönüşte biz yoldayken tek kardeşim olan caner dünyaya gelmiş. babam ikinci çocuğunun da doğuşunu görememiş oldu. ben doğduğumda da hastanedeymiş ciğerleri yüzünden. şimdiki aklım olsa çağırmazdım diyorum :)
prison break benim hayatımın gidişatı değiştirdi kabul ediyorum :) (kısa ve öz bir bilinmeyen :P)
ilkokuldayken (sanırım 2. sınıf) e harfinin nasıl yazılacağını unutmuştum :) o anı hatırlamak bile istemiyorum tekrar :) tekrar tekrar çizmeye çalışmak, bak böyle çizilir diye telkinler arasında daha da kafamın karışıp çizemediğimi hatırlıyorum :) ahaha ne günlermiş o günler :P
şimdi benim hakkımdaki bilinmezleri biraz aydınlattım sizin için. artık birbirimize msn adreslerimizi verebiliriz ve arada buluşabiliriz hatta giderek yakınlaşıp sevgili bile olabiliriz onu bırakın birbirlerimizin evlerinde bile kalabiliriz. bu sürecin ne kadar süreceği ise buradaki kelimelerle değil karşılıklı otururken sarfedilen sözlerle belirlenir. ve ben konuşmada bazen yazmaktakinin 3' te biri kadar bile performans sergileyemiyorum :P
benim de sobelemem gereken insanlar var di mi. durun unutmadan onları bi sobeleyeyim de görsünler günlerini :P onlinesacmalik, triancula, un4, tılsım ve sunny

Live 4 it! haftanın klibi



yeni bir hafta başlıyor. haftanın klibinde demir demirkan - zaferlerim bizimle birlikte. şimdi okul yok biz öğrenciler için. ama çalışanlar için devam ediyor koşturmaca.
neden koşturuyoruz ki hep? hayatımızın hangi evresinde olursak olalım hep bir koşuşturma, bir savaş halindeyiz. ölüme her an yakınız. en yaşamla dolu anımızda bile ölüme yakınız. ve bu yaşam savaşımızda veya sınavımızda, ya da yarışında hangi açıdan bakarsanız bakın hayat görüşünüze bağlı olarak verdiğimiz isim değişse de ortak görüş hep bir zafere veya mağlubiyete gittiğimiz. birçok kez ölümün nasıl bir şey olduğunu uzaktan da olsa hissedebiliriz ama bir kez tam olarak ne olduğunu görebiliriz. en azından yarışın nasıl biteceğini biliyoruz. veya sınavın ya da savaşın..
tüm bu çaba, bu durmayan mücadele ne için? hepimizin tüm zaferlerini adadığı bir insan vardır. ya da uğruna zaferlerinden vazgeçtiği, madalyalarını bir kenara attığı, bilerek yenildiği, öldüğü, yaşama sarıldığı..
neden yaşadığımızı düşündüğünde sarıldığımız bir insan bizim amacımız oluyor çoğu zaman. ya onu da kaybedersek? ağlamak ne kadar sürecek?
ve uğruna zaferler kazandığımız insan, biz eve döndüğümüzde bizi bekliyor olacak mı? kendimizi birine adamak istiyoruz ve kaybettiğimiz zaman da suçlayacak birini. her ikisinin de aynı insan olması neden saçma olsun ki..

1 yaş daha yaşlanmak ama mutlu su çalılığı olmak

melaba blog!
bugün 17 ocak, biliyosun di mi ben bugün tam 22 yaşıma giriyorum. bazıları 23 diyor. gün alma olayları filan diye ama benim inatçı zihnim bi kere yaşın yılla değiştiğini ve 2007' den 1985' i çıkardığında geriye 22 kaldığını ve ocakta doğmuş olmanın verdiği tüm yılı bir yaş kabul edebilirsin iznini öyle bir benimsemiş ki başka hiçbir yaş hesabını kabul etmiyor. ki bence doğrusu da budur ya neden illa bi yaş büyük gösterme uğraşı var? giden yıllar sanki geri geliyor. keşke 17' imde filan olsam şimdi :P
22 yaş düşünsene ya 2 haneli rakamlara ulaşmışım da geçmeye bile başlamış. 30' lu yani 3 haneli yaşlara geldiğimde ne olur bilmiyorum. zaman denen kavram çok hızlı ve biz ancak geçtikten sonra görebiliyoruz. neyse yine iç sıkmayan birşeyler yapmak istiyorum.
bu sabah uyandığımda her sabah güne başlarken yaptığım ilk iş olan telefona baktım mesaj var mı diye. acaba o benden önce mi uyanmış, şu an ne yapıyor diye. mesaj olmadığını görünce sanırım hala uyuyordur dedim. elimde telefonla bilgisayarın başına oturdum (farkındaysan hala yüzümü yıkamadım :) ) bilgisayar açılırken bi hata veriyor uzun zamandır. onun geçmesini bekledim bi tuşa basmazsam 5-6 dk' dan fazla sürüyor açılması. yüzümü yıkayıp elimde poğçalarımla bilgisayarın başına oturdum. (poğaça olayına hiç girmeyelim o bambaşka bir yazı konusu. düşün artık o kadar derin bi mevzu :P) msn de kendi kendine açılır her zaman sağolsun. ve ne göreyim açtığım anda tam o sırada ondan mail geldi. ben de günaydın mesajımı okurken telefonda bir yandan da maili açtım ve şu an bu kadar mutlu olmamı sağlayan satırları okudum. biri sevmek, birinin sizi sevmesi, bir yerlerde başkalarının düşüncelerinde olmak, onun dünyasında kendinize bir yer edinmek. bunun verdiği mutluluğu başka ne verebilir sevgilim blogum?
ilk tanışmamızı anlatmış, sonra ondan sonra yaşadıklarımızı ve bunlara giriş diyip beraberliğimizin başladığı yeri ikimizin hatıralarında kalanlara ayırmış. ben onun gözünden kendimi gördüm. yani ne diyebilirim ki şimdi sabah sabah insan bu kadar mutlu edilmez ki :))) bi cevap yazamadım telefon açıp söyleyebilirdim aklımda olanları. zaten aklıma gelebilen tek şey seni seviyorum olabildi zaten :) yazamıyorum şu an farkındaysan blog :) seni seviyorum demek demek ne güzel birşey. mutlu su çalılığı olmak..
resmi olarak bir yaş daha yaşlandım ama hiç bu kadar mutlu başlamamıştım bir güne ;)
astroloji sitelerinde bugün doğanlar kısmı olur ya bakalım benim için ne demişler; gerçi az çok tanıyosun beni blog ama ben yine de yazılı kaynaklara başvurayım :P
bugün doğanlar: yeni dünyaları keşfetmeye hevesli entelektüel kişileridir. tartışmayı sevmedikleri halde yenilgiden hoşlanmazlar. herkesle fikir alış verişi içindedirler. yakın dostluklarında paylaşımcıdırlar. kendilerini kolay ifade ederler. arkadaşlarına söz hakkı tanırlar ve onları dinlemekten hoşlanırlar. sosyal yaşamları yoğun kişilerdir. görünüşleri munis gibi olmasına rağmen, güçlü bir yapıları vardır. özgürlük duyguları tüm değer yargılarının üzerindedir. taviz vermekten hoşlanmazlar. birlikte çalıştığı kişilerde akıl birliğine dikkat ederler. mantığına ters gelen olaylara şiddetle karşı çıkarlar. insancıl yapılarından dolayı toplumsal olaylarda başarılı çalışmalar yaparlar. bireysel olmaktan çok sosyal olmaya özen gösterirler. zaman kavramı onlar için çok önemlidir.
araştırmayı ve keşfetmeyi severler. yüce gönüllü kişiliği ve başkalarına yardım etme istekleri yüzünden yaşam boyunca ilginç deneyimler yaşayacak, çalışma güçlerini insanlara hizmet etmek için kullanacaklardır. sempatik ve elinden her türlü iş gelen bir yapıya sahiptirler.
ayrıca dün gece 12' ye üç kala arayan sevda sözleri de burada övgüyü hakediyor. 17 ocak' tan 2 gün önce arayıp 2 gün sonrasını kutlayan erdem' i de unutmak ayıp olurdu. tam 12 de yataktan kaldırıp abi mutlu yıllar diyen bir kardeşten bahsetmemek de ayıp (herşey ayıp herşey ayıp olmaz ki şimdi tamam anladık teşekkür ediyosun ama special thanks to diye özel bi bölüm açalım sana o zaman :P)

Live 4 it! haftanın klibi


finallerin ikinci haftasına uykusuz başlayacak olmanın heyecanı bir yana dursun :P yarın vakit bulamayacağım için hazır geceyi ayakta geçirmek de zorundayım bir mola verip haftanın klibini yayınlayayım dedim. blind guardian' ın yüzüklerin efendisi - yüzük kardeşliği filmi için yaptığı soundtrack' in klibi bu hafta bizlerle.
öğrencilerin neredeyse hepsi şu an bu dünyanın en mühim işi olan sınavlarla boğuşurken hepimizi bu dünyadan alıp fantastik bir yerlere gitmiş hissi yaratmak istedim :)
işte orjinal post ve haftanın klibi :)
sabah uyandığımda daha önce yollayıp da gelmeyen 4389 tane klip çıktı karşıma bu saate kadar girip de sitenin rezalteni görenlerde özür dilerim :)
iyi haftalar, başarılar hepimize ;)

Live 4 it! haftanın klibi

finallerin ikinci haftasına uykusuz başlayacak olmanın heyecanı bir yana dursun :P yarın vakit bulamayacağım için hazır geceyi ayakta geçirmek de zorundayım bir mola verip haftanın klibini yayınlayayım dedim. blind guardian' ın yüzüklerin efendisi - yüzük kardeşliği filmi için yaptığı soundtrack' in klibi bu hafta bizlerle.
öğrencilerin neredeyse hepsi şu an bu dünyanın en mühim işi olan sınavlarla boğuşurken hepimizi bu dünyadan alıp fantastik bir yerlere gitmiş hissi yaratmak istedim :)
... ?
ee klip nerde? saat kaç kardeşim? kimi kandırıyosun sen? diyebilirsiniz ki yukarıda yazanların ardından bir klip görememeniz ve saatin şu an bu yazının yayın saatine uymuyor olması gibi noktalar dikkat çekiyor.
haftanın klibini bir türlü yayınlayamıyorum ne yazık ki. neden bilmiyorum. gece uğraştım sabah okula gitmeden hemen önce açtım bilgisayarı baktım ki saat 3 de yatıp 6 da kalkmıştım ve şimdi de olmuyor bu hafta teknik aksaklıklardan dolayı klibimizi yayınlayamıyoruz. onun yerine bir belgesel ne bileyim bir film, bir şov progamı, kanalların yayınlamak zorunda olduğu ama gecenin 3' ünde 4' ünde yayınladıkları sigarayla savaş programı veya eski bir maçı yayınlamayı da uygun görmedim onun yerine içten bir özür diliyorum. ama bu işin peşini bırakmayacağım sevgili okurlar elbet burada kliplerimiz çalmaya devam edecek ve youtube bunu ödeyecek :P

mola!

final haftasının yarısı geride bıraktım ve hiç olmadığı kadar kafamın rahat olduğu bi final haftasıydı. (teşekkürler karma :P) şimdi 2. yarı hazırlıklarına başlamalıyım ki yarın 3 final birden kuşağı var :)
bu dönemin detaylı bir analizini final haftası bittiğinde yapıcam okulda yaşadığım en farklı dönem oldu çünkü. kendimi buldum ve bırakmak istemiyorum. okulda final zamanı sürekli bir kalabalık. herkes okulda. özellikle tüm bölümün ortak dersi olan sınavların çıkışında aman tanrım o nedir öyle diyor insan :P aylardır görmediği insanlar var. aynı bölümde 3,5 yıldır okuyup da senede finalden finale görüştüğün ama her görüşmende büyük bir yakınlık varmış gibi konuştuğun insanlar olması da garip geliyor. bugün öyle kronik depresifizm yapıp finallerden kafası bulananlara bir tekme de benden nioahaha!.. demiycem. birçok şeyi sömestrda değiştirmeye karar verdiğim Live 4 it!' in yeni versiyonu olacak olan Live 4 it! next level>> ' a saklıyorum :)
bugün içimdeki heyecan aslında sevdiğim insana borçluyum. yeni bir başlangıç oldu benim için o. yaptığım herşeyi aslında neden yaptığımı gösterdi. ama ben bunu görebilmem 2 ay sürdü :) yeni bir amaç ve yeni bir ben' le yola çıkıyorum. final haftam da güzel geçicek biliyorum. olacakları görebilmek zor olmuyor bazen. bu haftayı sadece bir klip ve bir yazıyla tamamlamak benim de hoşuma gitmiyor :) ehehe hoşuma gitmiyor diyip cümle sonuna smiley koyuyorum gel de inan şimdi söylediğime :P valla hoşuma gitmiyor live 4 it! ahaha güldürme beni bak çalışmam lazım şimdi kalkıyorum. öpüyorum. byess :)

Live 4 it! haftanın klibi


bu haftanın klibi europe - final countdown. final haftalarının başlangıcına en güzel bu gider sanırım :) herkese mutlu bir hafta diliyorum. sınavlarımızda başarılar hepimize :)

aynaya bakarak büyümek

aynaya bakınca bugün biraz daha büyüdüğümü farkettim. içim giderek kararırken dışarıda daha da parlayacağımı bilmek ironik. yabancı bir kelimeyi nasıl da hemen benimsedik değil mi. aynı şekilde duygularımızı da kabullenebiliriz o zaman. ben büyüdüğümü kabullendim ve aynaya baktığımda gülerken aslında olmasını istediğimi bir türlü söyleyemediğim herşeyin başladığını görmekten midir yoksa yalnızlığımı kabullendiğimden midir bu gülümseme onu düşünüyorum. ama nasıl da değişiyor herşey. bir anda onlarca yılı değiştirecek bir his ortaya çıkıyor ve ben bunun peşinden gitmeye karar veriyorum. doğru olup olmadığını sadece zaman gösterecek diyip ileriye bakmaktan korkuyorum.

sondan 4. veya 6. final countdown

bu yazıyı okuyun bu hariç bunun gibi en az 3 en fazla 5 yazı sonra üniversite hayatım bitmiş olacak. düşünsene bunca zaman uğraş üniversiteye gir o da hemen bitiversin. hayat o kadar hızlı akıyor ki kendi bile farkında değil. biz sadece durup nefesimiz kesildiğinde farkediyoruz ne kadar hızlı gittiğimizi. ama zaman farkında değil. nereye gittiğinin veya nereden geldiğinin farkında değil. ona sahip olduğu herşeyi veren biziz. neyse dur şimdi konuyu dağıtmayalım. sınavlardan konuşuyoruz şimdi ve benim yüzüm gülüyor. nicedir rastlanan bir olay değil :)
finaller ve 2 tane projem hala duruyor ve inanılmaz derecede az bir zamanım kaldı. ama halledilemeyecek sorun yoktur diye kendimi avutsam da bundan sonra iki hafta boyunca geceleri çok az uyuyarak gündüzleri de okulda geçiricem. tüm öğrenci bloglarında şu sıralar final heyecanı var o yüzden yazılarında bir azalma olacaktır :)
nereden başlayacağını bilememek büyük bir sorun aslıda bir sürü iş var ve ben hepsini yapmak için istekliyim ama nereden başlasam bilemiyorum. başlamak işin yarısıdır mı yoksa inanmak işin yarısıdır gibi sözler var ya işte ben şimdi inansam ve başlasam o zaman işlerim bitmiş mi oluyor başladıktan sonrası önemli değil diyorsunuz yani? hmm bu biraz yanlış gibi geliyor kulağıma ama neyse canım şimdi birşeyler yapmak için doğru zaman. zaten bu kaçıncı doğru zaman ki? birkaç final haftası sonra okul bitecek. off.. yaşlanmak zor iş :)

yaşamak tek bir hücrede de olsa yaşamaktır.

meraba sevgili okurlarım :) ahaha çok hoşuma gitti itiraf ediyorum bir kitleye hitap etmek benim gibi dünyayı ele geçirme arzusundaki kişilerde garip bir ee nasıl desem tatminkarlık uyandırıyor. neyse şimdi konumuz o değil. nedir peki diye merak edenleriniz düşünürken hemen ellerini kaldıran atik okurlarımız var tabii ama ben onları her aklındakini illa söylemek isteyen öğrencileri elinin tek hareketiyle susturup anlatıcam daha oraya gelmedik diyerek cool takılan geneli kimya, matematik veyahut fizik camiasına bağlı hoca edasıyla susturuyorum.
çoğunuzun sandığı gibi intihara meyilli, günleri sayılı biri değilim :) lakin bir sürüklenme var bunu ben de seziyorum hani bir çaktırmadan kendine zarar verme çabası mesela geçen gece neredeyse tek başıma götürdüğüm çeyrek şişe viski bir kerede aldığım en yüksek alkoldü ama bir etkisi olmadı bana. ben ki alkollü içkileri sevmem tadından dolayı. lakin geçen gece hiçbir şey hissetmeden içtim. hala evde duruyor şişe her akşam bir iki kadeh içip etkilerini görmek istemiyorum değil hani. ama ondan önce votkanın etkilemediği gibi bu da etkilemeyecek sanırım ya aşırı kararlı içiyorum ya da alkolü vücut sağlam karşılıyor. neyse konumuz burası da değildi. alkole nerden girdik şimdi. zaten benim gibi kontrol delisi bir insanın alkol gibi kontrolümüzü elimizden alan bir içecek ile haşır neşir olması faydalı değil. bu konuyu ve paragrafı bir neyse konumuz o değil zati ile kesin olarak kapatıyorum. ve kapattım. sıradaki paragrafa geçelim. yeni bir konu gerek oraya geçince bir türkçe derslerinde öyle öğrendik çünkü. her paragrafın konusu farklı olmalı. ya da öyle birşeylerdi :)
klasik müzikli günlerime geri döndüm ben. artık daha sakin birşeyler yapmak istediğim için. ya da dur yanlış ifade ettim. bir sürü şeyi yapmak için biraz sağlıklı düşünmeye ihtiyacım var o yüzden de sinirli bir beyin yerine sakin bir beyne ihtiyacım var. ama çok da sakin değil ama çok da sinirli değil. hepsini bir dengede buluşturmam gerek. çünkü ben cidden bazen kontrolümü feci kaybediyorum ve iyi düşünemediğim bu zamanlarda iş, aile ve aşk hayatına dair söylediğim herşey tamamen yanlışlarla dolu kararlar içeriyor. şimdi ise bir melek gibiyim hani sadece kanatlarım eksik :) ama çok değil sadece birazcık dinlenmek için. sonra beyazların içinden sıyrılıp dünyaya inicem ve heryerim yine siyaha ve çamura bulanacak. insanlar kirli çünkü. dokunduğumuz her insan biraz kirletiyor bizi. hepsi demek çok mu karamsarca oldu? ne demeliydim peki? daha iyimser olmalıydım. bak yine sakinliğin dışına çıktığımı düşünüyorum. evet böyle olmamalı insanlara karşı güvensiz yaklaşmak doğru birşey ama bir süre sonra artık güvenemediğiniz insan aslında siz oluyorsunuz, zayıf düşüyor ve herkesten nefret ediyorsunuz. bu böyle olmamalı. ben size umut vermeyeyim iyi insanlar da var diye benim bunu dememe gerek var mı? ya da ne kadar dinleyeceksin bu dediğimi? ben kimim ki tüm insanlık hakkında değişmez yargıları belirleyeyim. işte bu noktada belirlediğim tüm tespitler ve kurallar benim kendi dünyamı oluşturuyor işte ben burda yaşıyorum. ama çok şeyi değiştirmek isterdim hatta belki de herşeyi birkaç iyi dost ve sevdiğim insan dışındaki herşeyi. bunun için ne kadar vakit var bilmiyorum ama hayat heryerde varolabilir. bu dünyanın dışında bile. ne kadar basit olduğu önemli değil. tek bir hücre bile olsa yaşam var.
yaşamınızda herşeyi değiştirmek için çok geç diyorsanız kurduğunuz bu uygarlıkta bir esir olarak yaşamaktansa başka bir gezegende tek başına bir hücre olarak yaşamayı göze alabiliyorsanız. aklınızın sizi tutsak ettiği bu dünyada bir devrim yapamam ben, buna cesaretim yok diyorsanız. ve hep böyle bişeyler diyorum ben ama yapamıyorum diyorsanız. birşeyler yapmadıkça hiçbirşey değişmeyeceğini bilin. ben söylemiştim demek için değil en azından kaçarken arkanızdan bakıp kendime umut vermek için yapıyorum bunları. sadece benim için değil tabii ki. herşeyi kendim için yapmıyorum ama bunu görmek için sizin de önce herkes herşeyi kendi için yapıyor dememeniz gerek çünkü aslında siz o an yapılmasından şikayet ettiğiniz şeyi yapıyorsunuz.
neyse boşverin bunları biraz sakinleşip sıcak bir kahve için ve kitap okuyun yeterince kısa olan ömrünüzü birşeyler peşinde koşturarak geçirmektense bir tatil gibi geçirmek de güzel bir fikir. mutluluk bir şekilde, kısa bir süre de olsa hepimizi bulur zaten.

Live 4 it! haftanın klibi


herkese mutlu yıllar :) herşey yeniden başlıyor işte. bir sonraki 31 aralık gecesi herşeye tekrar başlayana kadar yaptıklarımızdan pişmanlık duymak için önümüzde koca bir yıl var. bu haftaki klip yılın ilk gününde ve ilk yazısında karşımızda bir de ilk klip olması önemli tabii neşeli başlayalım herşeye. iyi haftalar, iyi yıllar ;)