hayatımın en berbat 2 gününü geçirdim, üçüncüsü de kapıda ne yapsam diye oturup düşünmekten başka birşey gelmiyor elimden. bazen acaba baştan beri hatalı olduğum yer neresi diyorum. gittiğin yolun doğru olup olmadığını yola çıktıktan sonra düşünüyorsan, işte o andan itibaren artık yanlış yoldasın. ama böyle olmamalı bu kadar düşmemeliyim. belki de çoktandır düştüğüm yerde yatıyorum, ama bir türlü kalkamıyorum, çünkü üstümdeki ağırlık çok fazla, giderek artan bir ağırlık, kaldırabileceğimi reddettiğimden beri gittikçe ağırlaşan birşey bu. dışarıya karşı güler yüzlü olup içinde karanlık dünyanda yaşamak zor.
mutlu olmak için, güçlü olabilmek için bir neden lazım. neden'imi arıyorum...

yeeennndikkk yeeeeennnndiiiikkkk :)))



oleeeyyyy cimbomu da yendik... milandan kaptığımız tecrübeyi cimboma karşı kullandık :P
uçan brezilyalımız nobre'yi havada yakalamışlar galibiyetimiz resmidir, zaten bu top gol oluyo.
olleeeeeeeyyy çok mutluyum, ama sabah sınava gidecem offff...

bir ben var benden içerü

hep sanat tarihi okumak istemişimdir. ama fransa veya italya'da okumak isterim. veya iklim bilimci olmak da beni mutlu ederdi. jeolog olup dünyanın olmadık yerlerinde taşları incelemek veya arkeolog olup tarihi araştırmalar yapmayı da bir o kadar isterim. veya çok büyük laboratuarlarda ilginç deneyler yapabilmeyi ( konusu ne olursa olsun :P )
bunlardan sadece birini yapmak da yetmeyebilir, ikisini üçünü birarada yapsam aslında daha da mutlu olurum. uyumayı çok seviyorum, geceleri uğraşacak bir meşgale bulursam 2-3 gün uyumadan oturabilirim ( ve sanırım bu kafein beni en sonunda delirtecek :P )
hergün boşa geçiyor gibi bir his var içimde bi türlü o gün yaptıklarımdan tatmin olamıyorum, daha fazla ne yapabilirim diye düşünmekten kendimi alamıyorum. ama asla bir konu üzerine de yoğunlaşamıyorum. ( kafein diyorum, beni hiperaktif yaptı diyorum :P )
ne yaparsam yapayım içimde hep birşey eksik kalıyor diye bir his var, işte onu yok edemiyorum ve bu beni çok rahatsız ediyor... ne kadar çok şeyle uğraşırsam o kadar az duyuyorum bu hissi ne kadar çok yorulursam o kadar çok uyuyabiliyorum o kadar çok rüya görebiliyorum, hayallerime yakın oluyorum o zaman ( uyumanın en sevdiğim yanı :) )

Love is like the ocean, burning in devotion
When you go, go, go, oh no
Feel my heart is burning, when the night is turning
I will go, go, go, oh no

Baby I will love you
Every night and day
Baby I will kiss you
But I have to say

No face, no name, no number
Your love is like a thunder
I'm dancing on a fire, burning in my heart
No face, no name, no number
Oh girl I'm not a hunter
Your love is like desire, burning in my soul
No face, no name, no number
Oh love is like a thunder
Oh love is like the heaven, it's so hard to find
No face, no name, no number
Oh girl I'm not a hunter
Your love is like a river, flowing in my mind

Feel your dreams are flying, dreams are never dieing
I don't go, go, go, oh no
You're eyes tells a story, baby oh don't worry
When you go, go, go, oh no
Baby cause I love you
Forever and today
Baby I will kiss you but I have to say

ben kedileri çoook seviyorum



şu dünyada benden daha çok kedileri seven çok az insan vardır herhalde :) okulda gördüğüm her kediyi sevmek gibi bırakamadığım bir alışkanlığım var. ( burda kediciğin bakışlara bakın hele karizmatik kedicik :) )



basketbol maçlarına gitmeyi pek sevmeyen biriyim. ama efes'in abdi ipekçideki euroleague maçlarına gitmeyi çok seviyorum. sanırım her maça da gidicem güzel bir hobi olabilir bana :) oraya gidip de kaan kural'la fotoğraf çektirmemek olmaz :) gerçi burda biraz kötü çıkmışım ama olsun euroleague uzun bir maraton, bu sene şampiyonuz :)

vize nerden gelir?

şimdi çalışırken aklıma takıldı, bu sınavlara niye vize deniyor? başka ülkeye filan gittiğimiz de yok :P hadi ilk sınava vize dedin niye son sınava final deniyo ( tamam son sınav olduğu için final mantıklı ama ondan öncekiler vize ) ilk sınava çeyrek final, ikinciye yarı final son sınava da final deseler vallahi içim acımıycak :P

sabıırr sabır yaa sabıırrr

şunu fark ettim ki, feci bir sabrım var :) bazen çok sabırsız gibi görüyorum ama beklemek istedikten sonra yıllar yılı bekleyebilmek gibi garip bir özelliğim varmış :)
( bunlar hep strateji oyunlarının suçu, orada doğru anı bekleye bekleye böyle bir sabır taşı moduna girdim :P )

vizeee gelir hoşgeliiir, kağıtları boşveriirr veri veri ver bize not ver bize :P

bir cümlede kullanılmış en anlamsız ve zorlama şarkı sözü denememi de yaptım ya helal olsun :)
aha da şu an bu mesajı yazdıktan sonra da oturup çalışmazsam, halim duman :) ama bırakamıyorum ki yazmayı canım ders çalışmak istemiyo :) bak hala yazmaya çalışıyorum işin kötü yanı da aklıma bişey gelmiyo yazıcak. hmm ne yazsam? ama aklım vizelerde yav ne zaman bitecek bu okul :) aslında hiç bitmesini istemiyorum... saçımın ön tarafları da bi türlü uzamıyo ona sinirim zati :) onu da kafama takıyorum ( dert bir değil ki :P ) bu arada yanlızlık da biraz canımı sıkmaya başlamadı değil ehehehe bak kaç haftadır oky ile de risk oynayamıyoruz o da aklıma takılanlar listesinde yer etti yav amma da dertliymişim :)
neyse bunlar klasik vize haftası öncesi sendromları, bi oturayım bakayım ne olucak :))

ah rome vah rome

ben bu rome oynamayı bırakmazsam 2 haftalık vize haftasından ezilmiş bir şekilde ayrılıcam, ve giderek psikolojimi etkiliyor :) bi ordum olsa dağıtırım huleynnn :P

kim demiş...

bir koç ile bir oğlak asla anlaşamaz diyenlere ben oky - eroy diyorum kardeşim yaaauuvv ilerleyinn.... :P

öenmli gün ve haftalar: öğretmenler günü

öğretmenler günü kutlu olsun tüm öğretmenlerin ( en başta da babamın :) )

tarih dersine giriş: konu1 avrupa hunları :)

karadeniz'in kuzeyinden, romanya ve bulgaristan üzerinden önce yunanistan'a ulaştım selanik'i ele geçirdim. ardından daha da güneye, atina'ya indim. mali durumumu iyice bozulmuştu ve giderek ordum da küçülmeye başlamıştı bizans'ın saldırıları da giderek artıyordu. bir anda iki şehri de kaybettim ve bir avuç ordum kaldı geriye ama askeri deha örneği :) ile iki şehri de geri aldım. efes'i de alarak anadolu'ya ilk adımımı attım. ticareti geliştirmek için girit'i aldım batı roma ile ticarete başladım. bozulan mali durumum bir anda düzeldi ve hız kesmeden istanbul'a yöneldim beklediğimden çok daha az bir direnişle istanbul'u aldım. anadolu'da bütünlüğü sağladım ordan kudüs'e ve sonrasında kahire'ye kadar tüm kıyı şehirleri ele geçirerek ekonomimi daha da güçlendirdim. bu noktaya kadar karşıma çıkan tüm orduları yendim, savaştan kaçmalarına bile izin vermedim. ele geçirdiğim tüm şehirleri yağmaladım halkı kılıçtan geçirdim. bizzat katıldığım 1 savaş hariç hepsini kazandım. şimdi tek hedefim kaldı: roma... eşi benzeri görülmemiş bir savaş için hazırlıklara başladım.
evet yukarıda yazanlar büyük türk büyüklerinden bumin kağan'a veya atilla'ya filan ait değil eroy'a ait :) tüm bunları yapmak koca bir haftasonumu yedi ve bugün girdiğim sınavda bana hiçbir şey kazandırmadı :P aksine doğru dürüst de çalışamadım :)) ama hunların neler yapabileceğini dünyaya gösterdim :)) :P

kışın mutlu olmanın formülü ;)

eldiven + atkı + bere + kalın mont + soğuktan kızarmış bir burun + dışarıda içilen sıcak kahvenin içini ısıtması - yollarda çekilen eziyet + bunu paylaşacak biri veya birileri = sonsuz mutluluk :)))
benim için kışın mutluluğun formülü

yav benim aklıma yine bir başlık gelmedi sendromu bölüm bilmem kaç :)

içimde garip bir kötü his var, ama bir de bir türlü anlam veremediğim garip bir sevinç ve mutluluk yumağı oluşturma hissi :) özel birini görünce heyecanlanmak gibi birşey ( gibi birşey değil ta kendisi :) )
pazartesi kar geliyormuş ki son zamanlarda duyduğum belki de en güzel şey :)

sınava hazırlık..... bölüm 1

birinci çıt, ikinci çıt uç artık iyice dışarı çıkmıştı, yazılamayacak kadar uzun boyuttaydı, ve üçüncü çıt sesi için kaleme basınca derin bir sessizlik ve konsantrasyon içinde kalemin uç boyunu ayarlamaya koyuldum. uçlu kalemlere oldum olası bir bağımlılığım var kurşun kalemle yazarken çıkan ses beynimde sinir fırtınalarına sebep oluyor :P uçlu kalem kullanırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ucun ne kadarlık bölümünün dışarıda kalacağıdır. dışarıda kalan ucu fazla olan kalemle yazarken hep o ucun kırılıp, fırlyayıp gözüme gireceği korkusu içimi kemirir :)) kalemin dışında kalan uç miktarı yazı hızını etkileyen saha dışı ( sanki saha içi faktörler var da :P ) faktörlerin başında geliyor optimum uzunluktaki bir uç sayesinde yazan kişi ucun kırılma korkusu olmadan güven içinde yazabiliyor, ve yazdığı yazıdan daha çok verim alınabiliyor. uç ne çok uzun ne çok kısa olmalı çok kısa olunca da bu sefer kalemin metal ucu deftere değiyor ve benim kafamda kurşun kalem etkisi yapıyor :) ama güzel bir kalemle yazı yazmak benim için çok zevkli bişey ( böyle bir zevk olur mu, saçma ama saplantı işte :P )
kalemin ucunu nihayet ayarlamıştım, sıradaki adım ders notlarını bulup çalışmaya başlamaktı. ders notları konusunda aşırı mükemmeliyetçi bağnaz biriyim :) illa ki herşey tam olmalı ki çalışmaya başlayayım eksik bişey çıkarsa tekrar dönemem çünkü bir şeyi iki kere okuyamamak gibi saçma bir alışkanlığım var ( öss ye hazırlanırken de öyleydi çözdüğüm soruyu asla kontrol etmeme gibi bir saplantım vardı, yanlış olduğunu bilsem de bi karar verdikten sonra geri dönemiyordum. sınav biter bitmez cevapları öğrenmek kaç doğru kaç yanlışım olduğunu hemen görmek isterdim :) ) ders notlarının yanısıra başka bir olmazsa olmazım da ders notlarının özetini bir kağıda not almak, sınavdan önce kopya yazmak gibi bi alışkanlık olmuş ( ki ben asla kopya çekemem heyecandan kalbimfilan durur, oky sağolsun okul yıllarında hep yardımcım olmuştur ;) ama başkasının kağıdına bakmak veya başkasına kendi kağıdımı göstermek bunlar benim basit şeyler ama o kopya kağıdı işine bi türlü alışamadım :) ) o da genelde sınava 1 saat kala sınavın ciddiyetinin farkına vardığım için o telaş silsilesi içinde bana çok lazım oluyor.
bu kadar hazırlıktan sonra ben nasıl olur da ders çalışabilirim ki illa bir aşamada sorun çıkar :) üstümde bi ölü toprağı var bi türlü atamıyorum işte, bi hava yakalayamadım bi türlü şöyle oturup çalışayım. konsantrasyon konusunda çok ciddi bir problemim var, kolay unutur oldum ( balık yemem lazım biraz :P ) sadece bir şey üzerine asla odaklanamıyorum illa ki yanında bir kaç şeyle daha uğraşmam lazım ama öyle olunca da dikkatim kolay dağılıyo ( hepten bir kısır döngü ) şu yazıyı yazarken bile acaba halı saha maçı yapsak nasıl olur, rome total war da nasıl bi strateji uygulasam, diye düşünürken ahan da yazı çığrından çıktı :P
acaba bi doktora mı gitsem, desem benim böyle bir konsantrasyon problemim var, ya da gidip kurşun filan mı döktürsem bir hocaya gidip nazar duası filan mı okutsam? offf pazartesi sınav var ben neleri düşünüyorum :)

ışık ışıık ışııııııııık :P



benim bu odamdaki avize ile sorunlarım hiç bitmeyecek galiba. geçen gün bi torba ampul alıp aramızda geçici bir barış sağlamıştık. ama sanırım avize benden gizli planlarını yürütmüş :P meğer içten içe kabloları yanıyomuş. benim gibi elektrik mühendisine yapılır mı yav :) diye düşünürken tüm ampuller patladı ve karanlık bir gece geçirdim. zerre kadar ışık yok oda da karşı tarafta dev bir sokak ışığı var o, odada ışık yanmasa bile feci bir aydınlık sağlayabiliyordu, ama işte aksilik geldi mi üstüste geliyor oda söndü kaç gündür yanmıyo. ben de avizeyi tamire götürdüğümüz için tek bir ampulle idare ediyorum, ne şartlarda yazıyorum yav :P şimdi avize tamir oldu ama bu sefer onu oraya kim takacak muabbeti oldu ben mühendisim dedim bööle işlerle uğraşmam :P ( uğraşmak istesem de yapamam hoş :) ) bööle nereye kadar devam bakalım görelim öğrenelim ( trt de çocuk programı ismi gibi oldu ama :) )

ne kadar oldu yazmayalı

aman da aman da aman ( sürekli ardarda söyleyince isim gibi oldu :P ) siteyi de amma boşlamışım, adresini bile zor hatırladım :P ne olacak bu sitenin hali dedikoduları başlamıştır :P ziyaretçi sayısı da bi dibe vurmuş ki inanamadım :)) siteye biraz canlılık getirmek lazım ama şimdi bu yazıyı devam ettirirsem okula geç kalırım ayıp olur :P

seeen kibritin hiç yanmayan ucunda, birinin hayatından geçmiş oldun...

(ne oldu bana yav? ben bööle yazılar yazmazdım sanırım çok uykum var o yüzden saçmalama evresine girdim :P)

halı saha

halı saha maçlarına bayılıyorum, hergün oynasam yine bıkmam. zamanında keşke futbolcu olsaymışım, mühendis olacağıma diyorum her zaman ama oldu bi kere :)

-

24 saattir daha önce hiç görmediğim bir kabusun içindeyim, uyanmak istiyorum. ama uyanamıyorum çünkü olanlar kabus değil gerçek! gerçek asla değişmiyor, çaresiz kalmak istemiyorum, kabustan uyanmış ve hiç birşey olmamış gibi hissetmek istiyorum lütfen...

bayram mesajı

buuuggüünnn baaayyraammm erken kalkıınn çocuklarrr :))

512 olduk mu?

hani nerde 512 oldu mu? saat 12 yi geçtikten beridir merak içindeyim. saatleri ileri veya geri almayı unutmayan zihniyet umarım adsl hızlarını da 256'dan 512'ye çıkarmayı unutmamıştır :) yoksa yine mi aksaklık, hadi bi sürü download yapacam, sizi bekliyorum :P