ne doğru dürüst yemek yiyorum ne de uyuyorum. hergün 6 da kalkıp akşam 9 da eve geliyorum. 9 kilo vermişim bu ay pilim bitecek yakında ama bunların aksine hiç bu kadar dinç olduğumu hatırlamıyorum.
tüm bunların yanında o kadar büyük bir boşluk hissediyorum ki şu an. sebebini de biliyorum. tüm amacım senle konuşmaktı evet veya hayır bile anlamını yitirmişti bi yerden sonra. şimdi ise herşey bitti. artık arkadaşız ama benim bir amacım kalmadı ki şimdi. bu kadar mı çok düşünüyordum seni? her zamanımı işgal ediyor muydu bu kadar? şu an bile düşünüyorsam birşeyleri yanlış mı yaptım ya da birşeyleri eksik mi söyledim?
eroy:niye öyle bakıyorsun?
-bi insan kendi kendini nasıl mahveder ona bakıyorum
bu söz içimi acıttı. bir arkadaşım söyledi bunu. haklıydı galiba. ne yapıyorum ben? hala mı dibe vurmaya çalışyorum ne dipsiz bi yermiş burası!
live4it! in okuyucu sayısı da giderek düşüyor artık diğerleri de aslında benden bişey olmayacağını anladılar sanırım. ben de bişey yapamıyorum zaten. benim dışımda herkes haklı. ben bu kadar çok mu yanlış yapıyorum?
sen son yazımı okumuşsun. kendini kötü biri gibi hissetme lütfen sen ne yaptın ki? ama sağ alt köşede arşivlere bak bi ara sana söylemediğim, senden sakladıklarımı da oku. oku ki benim içim rahat etsin. hatta yorum yaz. ne garip bişey olur insanın kendi hakkında yazılanlara yorum yazması. zaten saçma da olur ne yazıcan yorum olarak. ama yorum yazılmasını çok seviyorum ben. sen neden yazmayasın.
bugün berbat hissediyordum kendimi. hatta sana mail atacaktım ne yazdığımı tam olarak ben de anlamamıştım aslında ama huyum bu bir kez yazınca tekrar okumuyorum. o yüzden ki sözlerimi geri alamam şarkısını çok sevmeye başladım. ama bir an arkadaşlarla şakalaşırken çok içten güldüğümü farkettim amma da özlemişim.tekrar güleceğim şeyler yazacağım artık. yazmalıyım çünkü farkettim ki bu şekilde gidersem çok kötü olacak benim için kendimden korkmaya başladım.
bir yerlerden başlamalıyım artık ama nerden başlasam ki? en son yol ayrımındaydım di mi ben..
Cumartesi, Temmuz 15, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
o sendin.
şaşırdığını görünce ne diyebilirdim ki sana? şaşırmıştın, ama benim hatam herşey. ben karşında durup da söyleyemedim ki. ama şimdi biliyosun işte. yeşilliğin ortasında oturuyoruz. senle burda konuşmayı o kadar uzun zaman beklemiştim ki. işte karşımdaydın tam da karşımda değildin yanyana oturuyoduk gözlerinin içine bakabiliyodum artık ama çok da değil sadece sen bana bakmadığın zamanlar.
oraya gelmeden önce sen hocayla konuşurken sadece sana bakıyodum ki bir daha bu şekilde rahatça seni nasıl izleyecektim? ama hoca benle konuşmaya başladı. hocam bırakın benle konuşmayı onun işini halledin önce bırakın gitsin, istediğini her zaman yapabilsin. senin yardımına ihtiyacım var biraz konuşalım mı? evet dediğin zaman bu kadar uzun zaman beklemem zona erecekti biliyorum. son bir kez daha senle konuşma çabamdı bu. kötü bitecek ama bitsin artık. kahraman ölsün de film kötü sonla bitsin bu sefer. ne olacak ki? mutlu sonla biten onca film varken kötü sonla biten bir avuç filmin ne anlamı var.
o sendin! evet sendin! ben bunca zaman senden bunu sakladım. salyangozların geçip de iz bıraktığı taşa oturduk işte ben orda dün yatıp gökyüzünü izledim. biraz ilerde sen sevgilinle otururken. ama siz orayı bilmiyorsunuz benim herkesten saklandığım yer. sana niye kızayım ki? nerden bilebilirsin senden o kadar özenle sakladığım herşeyi. dedin ya zekisin evet tüm zekamı buna kullandım aptalca, duygularımı saklamak için.
lütfen en azından hayır de bana içim rahat etsin veya siktir git! de. ama "evet diyemem de.." diyosun hayır de diyorum arkadaşlığımızın bozulmasını ben de istemiyorum diyosun. "sen bana bağırıp çağırsan da kızmam ki sana diyorum" haklısın çünkü.
bunca zaman burda sayfalarca yazı yazdım. aylardır senin için yazıyorum ben buraya birgün göresin diye. ama sen onu başkası zannetmişsin. hayır işte o sensin, sensin ya başkası değil!
seni seviyorum diyemedim, o sendin dedim. ne kadar aptalca di mi. aslında diyecektim ki, seni seviyorum ama sen hayır diyemem dedin. o zaman seni daha çok sevdim. boşuna sevmemişim ki seni! ne kadar iyi bir insansın diye sarılasım geldi.
biz konuşurken arada insanlar gelip geçiyor çok sık değil ama geçiyor işte. yok biz sevgili değiliz bakmayın öyle göz ucuyla. her zaman gördüğünde selamlaştığım hocam bile bizi birlikte görünce bakamadı bize.
birkaç espri yapıyorum arada biraz sana olan hislerimi anlatıyorum. sen konuşmuyorsun fazla, sessizliği de ben kaldıramıyorum o an. biraz ssana baktım. gözlerine baktım yan dönmüş yüzünün hepsini göremesem de, ben bunları hissedip o an yazıyo gibiydim. sanki blogda oturmuşuz da yazı yazıyorum sana bakarak, bir ressamın modeline bakarak resim yapması gibi. sen diye başlayan onlarca cümle geçiyor aklımdan. hepsini söyleyemiyorum. "4-5 aydır sadece seni düşünüyorum" acaba bunu tam olarak anladın mı? ben cümlelerimi tam kurabildim mi? senin için stajımı iptal ettim okulum bu yüzden uzayacak, hepsinin sebebi aynı dersi alıp vakit geçirebilelim diye. gerçek olduğuna inanamadın di mi? ama ben daha da fazlasını feda edebilirim.
dün seni okulda gördükten sonra sana kızmıştım. hani gelmeyecektin? ama karşıma çıktın işte yanımdan geçtin beni görmeden ben de gelmeyecektim arkandan ama dayanamadım işte. sinirimden ağladım ilk defa, hem de kusarken! hem ağlayıp hem kusmak ne garip bişeymiş. ama sana kızgındım taa ki o sendin dediğimde yüzünde o şaşkın ifadeyi görünceye kadar. bunu sana söyleyip seni sıkmak istemedim. boşver önemi yok. bugün sana tekrar aşık oldum.
artık kalkalım di mi. bitsin artık bu anlar ben bunları sana söylebildim sonunda. üzgünüm seni üzdüysem. yarın yine görüşeceğiz zaten sabah ders var. yine yanına oturacağım ama artık farklı biri olarak, konuşurken hiçbirşey saklamama gerek yok. bir anda aydınlandım demiyorum ama farklı hissediyorum şu an. keşke bunu yazarken çocuk gibi ağlamasaydım, klavyenin arasına girmeseydi gözyaşlarım. hep orda kalırlar gibi geliyor. sen bunu okursun diye yazmıyorum. ya ciddi ciddi oturup ağladım lan! salak mısın çocuk gibisin resmen diyebilirler ama ben bunu yazarken bile hala ağlıyorum. o yüzden yavaş yazıyorum arada elim ıslanıyor gözümü silerken, burnum bile akmış gidip sileyim. aynada kendime baktım kendimden utanmak için bir daha asla böyle olmamak için.
ben bu tarafa gitmeliyim. bu tarafa. senin gittiğin yönün tersi olması ve merdiven olmasını ben düşündüm yürürken bir an. aklımda öyle kalsın güzel olsun son sahnemiz. el sıkışırken bunun ilk ve son el tutuşmamız olması da senin için olmasa da benim için önemliydi.
ben giderken hiç arkama bakmadım. son kez kapıdan girerken dönüp baktım. sen arkadaşınla karşılaşmışsın konuşuyodun. evet.. gerçekten de bu sefer bitmişti.

Salı, Temmuz 11, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy

birini seçmem gerek artık. ama gideceğim yönü seçmek için biraz düşünmem gerek. biraz uzun sürebilir..
Pazartesi, Temmuz 10, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
bugün senin günaydınla başlayan mesajınla uyandım. uyandığında melek görmek gibi birşey :) yarından sonra yazı yazamadım bi türlü. neden yazamadım ki? belki de hiç bu kadar boşlukta hissetmemiştim. buraya ne yazabilirim ki? gelemediğini olabilir mesela, ya da ondan sonraki günler de aynı şeyi tekrarladığını ama daha istanbul' a gelememişti ki o yüzden gelemedi. ama yarın gelicek di mi? evet gelicek. bu sefer söyledi yarın görüşürüz dedi. zaten söylemek istediklerimin hepsini söylemedim mi? evet söyledim. ama tek eksik vardı. o dediğim, sensin onu söyleyemedim. tam da söyleyecekken mi içeri girerler? ya da eray şuna bi baksana diye başıma dikilirler? bi gidin de diyemiyorum ki. uysal insanım işte :P
herşeyi anlattım sana daha ne anlatabilirdim ki? 4 aydır hissettiklerimi söyleyince 4 ay uzun bir süre dedin. ama bilseydin senin için olduğunu ne derdin? sadece o sensin demek kaldı. hepsini biliyorsun artık. burda yazanları görseydin kızar mıydın? iyi ki görmemişsin zaten. okusaydın böylesine umutsuzca yazabilen birini ne zannederdin?
"keşke daha fazla konuşsaymışız" dedin. "sadece merhaba merhabamız var ders dışında" dedin. acaba "ben mi soğuk davrandım?" sen bunu dediğinde benim neler hissettiğimi sana nasıl anlatabilirim ki? sende bir hata olabilir mi? asla! herşeyi ben üstlenebilirim. ben, ben, ben herşeyi kabullenebilirim sorun değil. neyse daha çok konuşuruz artık demen niye beni sevinç yerine üzüntüye sürekledi ki? biliyorum sebebini çünkü son sözümü söyleyemedim daha. sen kalktın.
bunları yüzüne söyleyebilirdim? yazmak daha kolay tabii ki. resmini de koymamışsın sana bakardım yazarken yine elim ayağıma dolaşırdı belki. ama yok kafamı eğip sadece harflere bakarak yazmak, giderek daha da hızlı yazmak kolay. hissettiklerini tam olarak anlatmak için harfleri bir araya getirmek, onlardan kelimeleri oluşturmak, bunları anlamlı bir diziye sokmak, bu diziye duyguyu yükleyebildin mi diye düşünmek, acaba yanlış anlaşılır mıyım süzgecinden geçirmek bunları yapmak bir salise alıyor ama söylebilmem için aylar gerekiyor. sonra günü geldiğinde hepsini söylemek bir dakikamı bile almıyor ama yaptığı etki ömür boyu sürüyor.
"dinlemeyi severim" diyorsun ya ben de anlatmaya bayılırım sana istersen bu 4 aylık süreyi saniye saniye anlatayım, hepsi birer edebi eser gibi olur. sen istedikten sonra neyi yapamam ki? sandığım da zekisin diyorsun. evet öyleyim ama hiçbirşeyi düşünmüyorum ki senden başka, buna rağmen böyleyim evet oturup da yapamayacağım iş yok. ama seni düşünmeyi hepsinden daha çok istiyorum.
birbirimizi daha iyi tanımayı ben de isterdim. "dışardan renkli bir hayatın var gibi görünüyorsun" neşeli insan olduğum içindir. 24 saat komiğim dediğimde tüm sınıfı güldürdüğüm gibi seni de güldürebilirim. ama dedim ya içimde öyle değilim ama benim yüzümden kimsenin eğlencesini bozamam. çağırdıklarında onlarla beraber giderim, hayır diyemem. orda hep gülelim diye herşeyi yaparım. sanki hiçbirşeyi takmıyo gibi görünüyorum di mi? ahaha.. öyle değil işte. benim yüzümden başkalarının eğlencesi bozulmasın. ben sadece araziye uyum sağlıyorum bir süreliğine :) eve geldiğimde herşey aynı.
o kadar çalışmam gerek ki şu an çok önemli işleri yapmam gerek. benden istenenleri hep erteliyorum. onları düşünmek istemediğimden. zamanı gelip de birşeyler istediklerinde anlık cevaplarla, ertelemelerle veya birkaç dakika uğraşıp da süsleyip uydurduklarımla atlatabiliyorum. yalan söylüyorum açıkçası, onları değil de kendimi kandırıyorum. bir süre sonra herşey üzerime göceceğini bile bile daha çok taşı bile bile dengesizce üst üste koyuyorum.
ne? ispanyaya mı gideceksin? bu dönem yok musun? bence ne mi yapayım yaz okulunu? ne desem ki sana? gitme dur demek en aptalcası ve en umutsuzca haykırış olurdu. bence yaz okulu kısa kes, stajını da yaz okuluyla birlikte yap böylece daha erken gidersin ve daha uzun süre kalmış olursun. öğrenmek için vaktin daha fazla olur? ne diyorum ben? tüm kalbimle karşı çıkıyorum ama mantığımla konuşuyorum. her zaman hissettiklerimin düşündüklerimi bastırabileceğini düşünmüştüm ama demek ki hala mantığım yenilmemiş kabime. ne olursa olsun bekleyebilir miyim seni? beklerim elbette! ama bi saniye ben kim oluyorum ki şu an onun için? ama bana soruyor neden? grrr!... kendime ne kadar kızsam da asla sana aklımdan geçenin tersini söyleyemem. kimseye yalan söyleyemem ki. sadece erteliyorum biraz daha kendimi. yarından sonra herşey değişmiş olacak söz ama o güne kadar sabredin biraz.
- sana söylemem gereken son birşey kaldı. onu şimdi söylememi istermisin?
- çok önemliyse ve uzunsa yarın söylersin. kendine çok iyi bak. yarın görüşürüz.
söyleyecek onlarca kelimemi karşılayan iki kelimem var ama o kadar önemli ki.. aslında senin cevabın daha önemli benim için. yarını beklemek bu kadar uzun mu olmalı benim için hep?
Pazar, Temmuz 09, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy

yarın herşey bitecek. belki de herşey bambaşka bir şekilde yeniden başlayacak. tek bildiğim bu kısır döngünün yarın kırılabileceği. herkesten sakladığım gizli bahçemde bu sefer yalnız olmuycam. ama bu belki de birinin yanımda olduğu son sefer olacak. o zamana kadar ben yine tek başıma oturuyor olucam. kendi fotoğrafımı kendim çekicem, kedilerle oynamaya devam edicem.Live 4 it! gerçekten anlamını bulacak ve belki de gerçekten ne için yaşaması gerektiğini anlayacak. ama son yakın bunu hissediyorum iyi veya kötü olacağını zaman gösterecek..
Salı, Temmuz 04, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
gece 1' i çoktan geçmişiz 2' ye yaklaşıyoruz sanırım. 1' i geçtiğimiz kesin de 2' ye ne kadar yakınız bilemiyorum. belki de 3' ü geçmiş bile olabiliriz. saat takmıyorum çok uzun zamandır. oky den kalma bi alışkanlık :) binbir güçlükle bulduğum cocacola light' ımın da son yudumunu içtim. tek başıma değilim ama etrafımdakiler yokmuş gibiyim. belki de bana kızıyorlar ama seni düşünürken de bir yandan konuşmak zor.
sandalyemi tam olarak korkuluklara dayadım ki kafamı geriye yasladığımda balkon korkuluyla arasında kalan boşluğa saçım sıkışmasın çok acır şimdi gece gece :) kafamı yavaşça geriye yasladığımda tam olarak balkon korkuluğuna oturması beni çok mutlu etti kafam bu şekilde rahat durursa, boynum tutulana kadar gökyüzünü izleyebilirdim. kayan onlarca yıldız görmek istiyorum ben, kayan olmasa da olur. yıldızlarla dolu olsun gökyüzü ben daha dikkatli baktıkça yeni yeni yıldızlar göreyim. biraz önce o orda değildi diyeyim kendi içimden.
kafamı koyduğum ilk anda nerdeyse gördüğüm tüm gökyüzü alanını boydan boya geçen bir yıldız gördüm. arkasındaki iz o kadar belli ve uzundu ki onu gördüğümde hissettiğimi o güzelliği anlatamıyorum. birçok inanış var yıldız kayması için di mi dilek dilemek işin boş inanç kısmı gibi görünse de benim dileğimi tahmin etmek zor değil. hem adettendir, dilek söylenmez :) ikincisi o kadar parlak değildi ama ben dileğimi tuttum yine :) gökyüzünü izlemek ne kadar da güzel. şu an sen de gökyüzüne bakıyor olamazsın di mi? hayır olamazsın. yok yok olamazsın.
keşke burda gördüğümden daha fazlasını görebileceğim bir yerde olsam diye de düşündüm. ıssız bir yerin ortasında yaşıyor olsam. okyanusta bir ada, asya bozkırları, orta afrika, grönland... gökyüzü istiyorum ben.
birkaç kayan yıldız sonra ben mi göremez oldum yoksa hepsi bir anda yok mu oldu. sadece sabit gökyüzü vardı önümde duran. umutsuzluk çöktü birden, yatayım artık ben di mi? zaten bu güzellik ne kadar daha sürecekti ki? dıştan ufak görünse de derin bir geçiriş ve sonra yatmaya gittim. yok ben kesin herşeyi geride bırakıp gitmeliyim. bu şekilde ne kadar daha devam edebilirim? gitmek belki de bir sembol benim için. içimdeki bu sıkıntıyı atlatmanın sembolü. hem nereye gidebilirim ki? geride bırakacağım hiç mi insan yok? onlar aynı şeyi bana yapmış olsalardıi affeder miydim onları? ama ben süt dökmüş kedi gibi başım önde af diliyorum işte. sorun değil nasıl göründüğüm veya ne kadar rezil olduğum artık.
yanında olup da bu şekilde konuşamamak ne kadar zor. her cümleni kurarken seçme kelimeler kullanmak zorunda olmak. düşündüğünü söyleyememek. aklından geçenle söylediklerin bir değil ki! yalan söylüyorum sanki her cümlemde. anne veya babasını kaybetmiş bi arkadaşının yanındayken anne veya babanın geçtiği kelimeleri kullanamazsın ya da onları hatırlatabilecek her türlü cümleyi kurmaktan uzak durursun. artık o insan için belirlediğin yasak kelimeler vardır. işte benimki de bunun değişik bir versiyonu. ikisi de acı veriyor insana.
bunları okuyup okumadığını bilmiyorum ama iyi ya da kötü bir son olduğu gün gelse de artık ben de kayan yıldızlardan başka dilekler dilesem.. diler miydim acaba?
Pazartesi, Temmuz 03, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy

işte tekrar istanbuldayım. iki gece iki buçuk günlük tatilimden döndüm :) şööle derin derin istanbul havasını içime çektikten sonra şu an hatırlayamadım şeyler hissederek eve geldim.
güzel iki gün geçirdim. en azından yıllık denize girme hakkımı kullandım :) istanbulda yapmam gereken o kadar çok şey var ama bir de bunlardan kaçmak için içimde o kadar da büyük bir istek var :) güzel güzel yüzmeye çalıştık, kumda yattık, gece açık havanın altında oturduk.
birkaç şey farkettim;
mesela birincisi, bendeki cocacola light alışkanlığının bir an önce önüne geçilmeli. doktora filan gitmek zorunda kalıcam bırakmak için yoksa. yemek yemiyorum sadece kola ile yaşıyorum :) bi de heryerde yok şu meret herhalde. 3-4 yere sormama rağmen hep "yok" yanıtıyla karşılaştım. neyse sonunda gece 1' de bulabildim. "sıcak" dedi ama önemli olan içmek dedim bunu nasıl diyebilirdim ki? kola soğuk içilen bir sıvı gıda ama gözüm kararmıştı bi kere :) istanbula gelir gelmez de ilk işim cocacola light almak oldu. içerken de bol bol zimbab' ı andım :P ama nasıl kepaze dolandım ortalıkta :) ama olsun sevdiğim şeyler için komik duruma düşmek belki de hoşuma gidiyor diye de düşünmedim değil :)

ikincisi de yıldızları izlemeyi ne kadar da çok seviyorum tekrar anladım. yıldız kaysın da dilek tutayım diye bekledim. belki de şansımdandır kafamı kaldırdığım anda geçti önümden bir tanesi. birkaç tane daha gördüm, hepsinde aynı dilek. belki o yüzden bir süre sonra onlar da görünmez oldu. ama yıldızlı geceye bakıp uyumak istiyorum ben hep. çok şey istiyorum belki de ama istiyorum işte :)

üçe gelelim şimdi. madde madde eroyla iki gün tatil programı :P mesela bu 2 gün içinde başıma gelen pek de büyük bi aksilik olmadı. hmm biraz daha düşüneyim de sonraki yazılarda aklıma gelir filan rezil olmayalım okuyucularıma :) yok yav olmadı bir iki münferit olay dışında o da vurduğum topun adam boyu dikenlerin olduğu bir diken tarlasına :P kaçması o kadar. ben de şaşırmadım değil bu olaya ben en kötü ihtimalle iki üç kez boğulur öyle dönerim diye düşünüyordum :P ayağımı yengeç bile ısırmadı. Live4it! sevinç yumağı havası şans mı getirdi acaba? :)
çok da fazla yanmadım. uzmanların özellikle dışarı çıkmayın dedikleri saatlerde denize gittik. ama naapabiliriz ki dünya kupası var kardeşim :) neyse bu yaz da böyle geçti. seneye artık mezun oluyorum elektrikten daha uzun bi tatili hakediyorum galiba :) ama döndüğümde makine devam ediyor olacak... macera devam ediyor hep :)
Pazar, Temmuz 02, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
işte yine başladığım yere geri döndüm. şimdilik sadece eve döndüğümü söylemek için yazayım gerisi de gelecek :)
Pazar, Temmuz 02, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
ben yokum pazar gecesine kadar. 3 gün tatil resmi tatil ilan ediyorum kendime aslında burda kalıp seninle 3-4 saat vakit geçirmiş olmak için 10 yazımı birden feda ederdim ama olmuyor ki bi türlü kader hep başka bir tarafa çekiyor. ben de bari gideyim de biraz ayaklarım suya değsin, acaba yangece mi bastım korkusu yaşayayım, deniz anası gördüğümde tam gaz aksi istikamete kaçayım, suyun içinde gözümü açmaya çalışayım ama her seferinde yandığı için kapayayım, burnuma ve kulağıma su dolsun, sahil kenarında kumdan kale yapan tek eşşek kadar herif olma ünvanımı alayım, bikinili kızlara lömbek lömbek bakanlara bakıp ülke ve gençlik nereye gidiyo kardeşim diye toplumsal tespitler yapayım :P ben yandığım zaman feci yanarım iki gece zar zor uyuyayım, denizden çıkıp şemsiye altına koşayım, ve en sonunda da neyse bu yaz da böyle geçti diyeyim..
Cuma, Haziran 30, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
sevgili zimbab sağolsun bana bir cocacola light sevgisi aşıladı mı desem, cocacola light manyaklığına bulaştırdı mı oldu desem :) ne yazık ki normal kola içemiyorum artık.
ben eskiden sevmezdim ama ne olduysa oldu 2-3 haftadır sadece light içebiliyorum diğer kolalar ağır geliyor sanki :P
ama görüldüğü üzere ben alternatif genç konseptine girdiğim için artık değişik takılıyorum :P daha önce de dediğim gibi fıstık işin içine girene kadar ben yine kola içmeyi düşünüyodum :)
Cuma, Haziran 30, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy

oky ile içelim eğlenelim haftası gibi bişey oldu bu :) modaya gitmiştik pazar günü blogkardeşliği toplantısından önce orda biraz oturmuştuk. ben çok sevdim orayı demiştim. alternatif gençliğin takıldığı içkinin su gibi aktığı bir yer bugün yine çağırdı 20 dk gecikicem diyip tam 1,5 saat sonra ancak varabildim ama olsun önemli olan istemek :)
fotoğraflarda görülenin aksine ben birayı, içkiyi sevmem ama böyle anlarda da mızıkçılık yapamıyorum. gerçi çok da içemiyorum istesem de. sembolik rakamlarla sınırlı içtiklerim :) daha önce yapmadığım birşeydi gidip kayalıklara gidip içmek neyse bunu da yaptım. biraz değişiklik iyidir. ama fotoğrafta olduğu gibi her zaman birazcık gülmek herkese iyi gelir. en son böyle güldüğümün üzerinden bayağı bi süre geçmişti.
ama oky saçlarını kestirmiş güne damgasını vurdu tabii ki :) hatta blog dünyası bu olay karşısında ikiye bölündü :P

herkesçe kabul gören genel bir kanı vardır: biranın yanında fıstık yenir. ben de ise tam tersi ben fıstığın yanında bira içiyorum :) fıstık yüzünden içtim hatta bugün ( ben yazıyı yazana kadar saat 12 yi geçti dün oldu bugün ) neyse zamanında sınavlar bitsin de içmeye gideriz diyordum. oky ile gittim :) bi dost sana hala sözüm var unutmadım ;)
belki de herşey artık iyi gider? sevmek ve sevilmek arasında bir tercih yapmam gerekseydi sevilmeyi seçerdim. belki de hiç tanımadığım birinin bir başkasını nasıl sevdiğini görmem beni değiştirdi. benim sana duyduğum sevginin bir anlamı olmaz, çünkü sen başkasını, benim seni sevdiğim gibi seviyosun. üst üste gelen frekans dalgaları gibi birbirlerini sıfırlıyorlar. sevilmek için herşeyi feda edebilirdim ama kabulleniyorum demiştim ya o yüzden artık yaptıklarımın boşa çırpınmaktan başka birşey olmadığını kabul ediyorum artık. ben bi süre yeni şarkılarımla bir kenarda oturayım da kafamı dinlemektense, müzik dinleyeyim biraz.
bu güzel gün için oky' ye ve yeni arkadaşım sercan' a teşekkürler ;) iyi ki gitmişim dedirttiler :)
Çarşamba, Haziran 28, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
ha bi de o gün, günün sonunda oky ile yanlışlıkla içmeye gittik :) nasıl olur da insanlar yanlışlıkla içmeye gider? bizim amacımız çay içmekti sadece :) ama bir anda kendimizi güzel istanbul manzarasına bakıp bira - fıstık ikilisini tüketirken bulduk :P ama biz orası cafe diye gittiydik :) valla o düşünceyle gittiydik :) yav inanmazsan inanma tööbe tööbee :P
böyle oturup dost sohbetini özlemişim. eyvallah oky ;)
Pazartesi, Haziran 26, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy