Belki de bugün, hergün gibi son gün.

Çok sevdiğim bir söz var:
"Hergün kendine bugün benim son günüm olabilir diyen biri sonunda birgün mutlaka haklı çıkar."
Hergün yalan söyleriz. Kötü birşey yalan söylemek. Hepimiz bunu kabul ediyoruz ama bazen gereklilikten bazen canımız istediği için bazen de birşeylere ulaşmak için... gibi bir çok sebebi olabilir. Hiçkimseye söylemesek de kendimize yalan söyleriz, kandırırız kendimizi. Başkasını ya da kendimizi bir şekilde kandırıyoruz.

Başkalarına boş umutlar veriyoruz bazen ya da kendimizi boş umutlarla kandırıyoruz. Her konuda, herşey hakkında, herkese söylüyoruz. İyi veya kötü olduğunu düşünmek sizin elinizde zira bana gelip de sana bunları söyledim seni kandırdım bile deseler hiçbirşey söyleyecek bir durumda değilim. Ne biliyim herşeyden elimi ayağımı çekmek istiyorum. Uçan balonlar gibi bir süre sonra tavana oturmuşum gibi ya da artık uçamayan bir uçan balon gibi olmak sanırım bu. Evet öyle. Uçan balonlar çocukların elinden kayıp serbest kalır sonra da göğe yükselir, sonsuz özgürlük için en iyi yol insanlardan uzak olmaktır onun için sonra da çok yükseğe çıkınca patlar ya, onun sebebi iç basıncın dış basınçtan fazla olması. Zira yerden yükseğe çıktıkça üstteki atmosfer kütlesi azalacağından yaptığı basınç da azalıyor. Ne biliyim işte belki merak edeniniz vardır. İçimizdeki baskı bazen bizi de patlayacak gibi yapmıyor mu? Fiziği seviyorum. Herşeyi açıklamak için yetiyor.

Bugün Fikriye ile karşılaştım. Şans işte :) Terk ettiğinden beri sadece bir kez görebilmiştim on dakika arkasında durmuştum sadece. Bugün ise gençturkcell'in azizliğine uğramışçasına karşılaştık. Sonunda görüşürüz dediğinde ben nasıl "sanmıyorum" dedim... Başka birine aşık olmak bu kadar mı zor ya da bu kadar mı uzun sürer. Neyse bunları da unuttum zaten. Bugün bitecek benim için 1 saat sonra yatınca.Sonra yeni birgüne başlamak için zaman geçmesini beklemek var. Rüyalarım çok garip. Her uyuduğumda sanki başka bir hayat yaşıyormuşum gibi geliyor. Gerçeğe yakın rüyalardan da öte oldu artık. Uyuduğumda da süren bir hayatım var sanki. Bu yüzden dinlenemiyorum. Bezginliğimin sebebi düzgün uyuyamamak değil aslında. Kendimi kandırmaya çalışmak.

Bir başka sevdiğim söz daha vardı. "Eğer biz savaşı bitirmezsek, savaş bizi bitirecek." 2. Dünya Savaşı sırasında söylenmiş. Kim söylemişti hatırlamıyorum şimdi. İnsan sürekli kendisiyle savaşırsa, bir süre sonra kazanan olmayacak. Her iki taraf da kaybedecek ve sona gelmenin o bazen pişmanlık bazen de tatminkarlık dolu tadı olacak.

Bugün benim geri kalan hayatımın ilk günü... Güzel bir söz kabul ediyorum. Zaten daha önce haftanın klibi dahi olmuştu burada. Ama bu daha çok şişman bir insanın yarın diyete başlıyorum demesi gibi geliyor kulağıma. Bugün benim hayatımın son günü olabilir.. İşte bunu duymak benim o sorunlu küçük çocuk yapımı mutlu ediyor. Donnie Darko gibi miyim neyim :) Bu sorunlar pis bir zevk veriyor. Mutlu olacağın zamanı düşünmek, canın sıkkınken daha da tatlı oluyor...
Ölümden sonra hayat, reenkarnasyon, nereden geldik, nereye gidiyoruz gibi konulara girmeyeyim şimdi daha da uzamasın.

Ama bugün benim son günüm olabilir diye uyanın. Aynaya bakın bunu kendinize söylediğinizde dün yaptıklarınızdan pişman değilseniz ve bugün yapacaklarınız sizi mutlu ediyorsa. Hayatın bitmesinden niye korkasınız ki? Eksik olmanın dayanılmaz pişmanlığından uzakta bir sondansa, tam bir bütünmüş gibi kendini iyi hissetmenin (ki tamamen kendini kandırmak bence. Asla tam olamayacaksın. İçinde hep bir eksiklik kalacak) o tatminkarlığını taşıyan bir son. Herkese iyi geceler, tatlı rüyalar... Yarın görüşürüz ;)

  1. Comment by mayksisman on 14:02  

    şebnem ferah gibi,

    "sanki bugün son günmüş gibi doya doya yaşamak istiyorum ben."

  2. Comment by Can on 19:20  

    ölüm emrine mi gittin :)

  3. Comment by eroy on 21:58  

    >triancula
    öyle yaşa ki gerçekten son gün olduğunda pişman olma ;)

    >skullcan
    hayır :D neden ki? orda da mı böyle bir tema işlenmiş :))