kronik stres, gerilim, gelecek endişesi, son ana kadar belirsizlik, boş kahve fincanları, sayfalarca fotokopi, karalanmış kağıtlar, sınava kaç saat kaldı hesabı, " lan nasıl bu hale geldik? " nidaları, klasik müzikle gelen ritm rüzgarı, sonrasında korn la başlayan nefret rüzgarları, nereye gidiyorum ben? :P
ama seviyorum bu karmaşayı :) kaos ortamı hoşuma gidiyor, nasıl bir manyaklıksa artık :P
Çarşamba, Mayıs 31, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
ah bi de sana ulaşabilseydim :) kopya çekebilecek kadar yürekli bir insan değilim bunu kabul ediyorum :) ama hoca 5 dakika bizi yalnız bıraktığında keşke yanımda olsaydın :) jedi olsaydım force pull' la ordan alırdım onu ama o zaman karanlık tarafa ilk adım olurdu olay :P hikayeyi baştan anlatayım bari.
bu sabah mesleki ingilizce sınavımız vardı. elektrikten almıştım ama illa ki makineninkini de alacaksın dediler. ben de itiraz etmedim, uyumlu insanım dedim ya, öyleyim işte :P
sabah sınavın 9 da olduğu kanaatiyle çıktım yola, daha erken olması beklenemezdi, çüş artık sabah 5 sıraya mı girelim sınav için ssk kuyruğu mu kardeşim şeklinde her zaman yaptığım herşeyi geyiğe vurma şeklinde espriler yaparaktan gittim okula. kimse de sınavın saatini söylememişti kardeşim. ( ya da ben derslere gitmediğim için bilmiyordum :) )
7:43 de okuldaydım. gittim sınıfa notlarımı bıraktım ve aşağı kahve içmek için kantine indim. o sırada mutlu aradı kantine gel dedim. daha sınava 1 saatten fazla vardı her zaman son ana bıraktığım işlerimi yine son ana bırakmakta bir sakınca görmemiştim. mutlu geldi herkes e bloğa gidiyor dedi. e hadi biz de gidelim bari deyip gittik ki ne görelim sınav başlıyor! üst katta yer olmadığı için bodrum kattaki sığınağa benzer sınıfa gittik. orda da güç bela biyer buldum önümde tel sarılı bir makara vardı o ve ben sağımda solumda bakabilecek kimse yok :) mavi dosyamı koyacak yer bulamadığım anda hoca gelip " ver masanın üstüne koyayım " dedi ben de iyi niyet abidesi insan olarak verdim gülümseyerek. sonra onu bi ara fotoğraftaki sandalyenin üstüne koydu. ne bileyim hoca bizi 5-10 dakika yalnız bırakacak en önde olduğum için hocayı da tam göremiyorum.
en kötü olasılık onu öğrenciyle karıştırsam o beni görse bak sen kepazeliğe :P neyse ingilizce çeviri kısımlarını kendi birikimlerimle yaptım ama şekillerde battım :) beklediğimden iyi geçti sınav :) şimdi önümüzdeki sınavlara bakalım. zaten gaz türbinlerine de girmedim. görmeyince unutmaya çalışmak daha kolay oluyor. 00:00 'ı geçmiş saat artık çarşamba demek ki, neyse kahvemi alıp biraz ders çalışayım artık.
Salı, Mayıs 30, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
yav bir insanın canı sıkılır da bu kadar mı sıkılır? buna bir çaresi olan beri gelsin de söylesin. zihin açıcı, mutluluk verici, sıkıntı dağıtıcı, kas gevşetici :P bilen varsa özelden mesaj atsın ( ahaha forum dili oldu :P bilerek öyle bitirdim cümleyi niohaha :) )
Pazartesi, Mayıs 29, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
deriinn bir nefes, sonrasında houuuhh diye aldığımız havayı geri verme, hmmm diye içten bir ses, elindeki çaydan bir yudum, nıp nıp nıp diye bir çaydan gelen tada karşı bir tepki, dili hafifçe ısırıp içerde birşeyler düşün, notlara ufak bir hızlı bakış, bakalım kaç sayfa okuyacağız diye bir keşif çalışması, hmm diye başı evet nidası verircesine hafif bir sallama, yep! demek, ve avril lavigne' nin bunu söylediğinde ne kadar şirin olabileceğini düşünme, kalemin uç uzunluk kontrolü, ...
bunları yapıp da sadece zaman kaybedip kendimi oyaladığımın farkına varışın ardından, " işte başlıyoruz... " diye hidrolik makineler sınavı için çalışmaya başlayış.
Pazar, Mayıs 28, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy

biz genelde birlikte takılırız. en sevdiğim kalemim ( en sevdiğim kalemim, kaybetsem ağlarım, o kadar seviyorum :P ) hesap makinem ( sınavların olmazsa olmazı, o yoksa sınava girmenin de bi anlamı yok :P), defter ( ki içinde sadece gaz türbinleri notu tam :) ) bi de silgim var ama o genelde kayboluyor. hep yenisiyle değiştiriyoruz :P bunu çektiğim gün de kaybetmişim demek ki :) arada okuldan dönerken biraz parkta oturup kafa dinlemek iyi geliyor, bu da öyle bir günmüş :)
Pazar, Mayıs 28, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
ne yazsam diye düşündüm ama ufak bir ilham kaybı yaşıyorum sanırım o yüzden aklıma yazacak birşey gelmedi :) blog da kendini boşlanmış hissetmesin diye 3-5 bişeyler yazayım da sevinsin gariban :P
Pazar, Mayıs 28, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
geçtiğimiz salı farkettim ki senle ben birlikteliği olmayacak. kabullenmek istemesem de gerçek ortada, fazla zorlamamak gerek. belki başka koşullar altında tekrar karşılaşırız. o zamana kadar son 2 defa daha görüşeceğiz sonra da her zaman olduğu gibi ben kendi yoluma, peşinden gitmek istediğim insan kendi yoluna gidecek. aramızdaki tek fark o giderken yanında elinden tutup ona eşlik edecek birinin olması. benim yolumda ise sırtına elimi atıp konuşacağım arkadaşlarım var. istediğim şey birinin elimi tutması mı yoksa birinin kolunu omzuma atması mı? ikisine de sahip olmak çok zor olmamalı.
Perşembe, Mayıs 25, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
en son hatırladığım yatağa paralel değil de dikine uzanmıştım. kafamı yere doğru sarkıtıp öylece bir süre durdum. sözde kafa toplamaya çalışıyorum ya da sonradan farkına vardığım şekliyle değişik bir intaar metdu :P ama bre salak eroy topladığın tek şey beyne hücum eden ve bir süre sonra kafaya aşırı kan toplanmasına bağlı semptomlardan dolayı seni hakkı rahmetine kavuşturacak olan kan :) uzun süre öyle durduğu için ölen var mıdır acaba? bence ben kontrolü kaybettim ve içerden birileri yeter bize çektirdiklerin biz gidecez ama seni de yanımızda götürecez ahaha! diyip öylece yatağa uzandılar. tüm gün ezber ve problem ile uğraşınca bir süre sonra beyin faaliyeti sıfıra iniyor :P faaliyeti değil de kontrolü. hiç birşey yapacak gücüm yokmuş gibi sanki.
öyle elimde kahve ile sağa sola gidiyorum. esniyorum ama uyursam uyandığımda çok acı çekecem uyumamam lazım dediğim bir günün sabahında burda yazıyorum. ama hala esniyorum :)
Perşembe, Mayıs 25, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
daha çok var! aslında çok da kalmadı! neyse çalışıyorum artık! aman geliyor! neydi günahım? kurtarın beni! aha da bittim ben! derken son 1 aylık sınav maratonu başladı. bu dönem amma da çabuk geçti. hiçbirşey anladım. tek bildiğim birkaç ay daha yaşlandım, blogu sevda blogu yaptık, yeni bir platonik aşk buldum, okul bitmeye yüz tuttu, cv' ler havada uçuşmaya başladı, kariyer heyecanı filizlenmeye başladı,... fişmekan işte :P ya aslında hepsinden kurtulmak istiyorum ben :) fırsatım olsa karayiplerde bir adada herşeyden, herkesten uzak yaşayacaksın deseler, yarım saniye beklersem adım eroy değil :) orası güzel tabii ki herkes gitmek ister o zaman tibet' te bir manastır da olabilir. önemli olan uzak ve sessiz bir yer olsun. ama hayat bir yerden başlıyor sen de kendince takılıyorsun işte. herşey sana bağlı mı değil mi tamamen bir beyin fırtınası ki şimdi girmeyeyim o konulara zaten eve geleli çok olmadı daha tam kendimde değilim :)
uykusuz geceler. çalışma masasının köşesinde sayıları bazen 1, bazen 4 olan bir dolup bir boşalan içi kah kahve, kah çay, hatta kah kola dolu fincanlar. sayfalarca fotokopi. üzeri problem çözümü ve özet notla dolu kağıtlar. arka fonda kendince beni rahatlatmaya çalışan klasik müzik. aralarına sıkışmış birkaç şebnem ferah, birkaç teoman, birkaç starwars, birkaç kingdom heaven parçası. kafanın içinde birkaç karmaşık düşünce, bazıları beni cesaretlendirmeye çalışıyor hadi biraz daha çalış diyor, bazıları yaptığım hataları anlatıyor, bazıları hepsini yaparsın merak etme diyor, bazıları ara onu konuş diyor, bazıları istersen hepsine bir son ver ve artık beni dinle diyor, bazılarının sesi ise çok uzaktan geliyor anlaşılmıyor.
işte sınavlar başladı ve hazırlık her zamanki gibi sıfır :) neyse zaten ben de alıştım artık. herşeye alışabilir insan. önemli olan alışmayı istemek. yarın en sevdiğim dersin sınavı var :P şimdi dünden kalan 3 saatlik uykuma biraz takviye mi yapsam yoksa kahveye mi sarılsam yine. ah öyle bir içten esnedim ki dışardan beni gören bi insan olsaydım elimde yorgan yastıkla yardıma koşardım o kadar içler acısı esnedim :) ey salı bekle geliyorum. zaten senden son 2-3 tane kaldı. ve kahvemi koymam gerek henüz başlangıçta bırakmayalım kendimizi :)
Pazartesi, Mayıs 22, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
şimdi gecenin bu saatinde canımın sıkkın olması normal :) ama neden bu kadar can sıkıntısı? artık bir sebep aramıyorum. çok fazla oldular çünkü :) kendime eziyet bu yaptığım. aslında hayatın ne kadar değerli ve her anının yaşanmaya değer olduğunu ancak onun sonuna gelince anlayacağım ama o zaman da geç olmuş olacak, tıpkı her zaman olduğu gibi di mi :P aslında hayatı paylaşmak isteyip de paylaşacak biri olmadığı için mi sıkılıyorum? illa ki sen mi birine benim hayatımdan bir parça alır mısın diyeceksin? yoksa birgün biri çıkıp da sana bu soracak mı? ilginç bir soru oldu. benim için kelimelerle belki tam ifade edememiş olabilirim ama kendi içimde parçalar güzel oturdu yerine :)
çok alakasız ama şu an keşke yıldız dolu bir gökyüzüne bakabiliyor olsaydım. canım o kadar çok çekti ki şimdi. camdan çıkıp baksam, boş sokaklar, gecenin bu saatinde çalışmak zorunda olan insanları görüp daha da üzülürüm :) şehirde yaşıyorsan doğru dürüst yıldızlı gece görmeden yaşayıp gidiyorsun. yere yatıp yıldızlara bakarak uyumak istiyorum. arada kayan yıldızlar da olsun birkaç tane dilek tutayım olmayacağını bile bile. hatta aynı dileği çok kez üst üste dileyim belki de bu içtenliğim görülür de dileğim olur diye. gece ilerledikçe serinleyen havayı içime çekmek istiyorum bir süre sonra üstüme hırkamı almak zorunda kalayım yıldızlara bakarken. ve tabii ki acaba benden başka acaba kimler böyle gökyüzüne bakıyor ve dilek diliyorlar ya da bu yıldızların tadını çıkarıyorlar. ya da aynı gökyüzüne baktığımız halde benim gördüğümün milyonda biri kadar yıldız görebilen kaç tane daha insan vardır. şu an gece olan yerlerde herkes uyuyor mu? herkes evinde mutlu mu? mutlaka şu an acı çeken milyonlarca insan vardır onların da mutlu olanların da hepsinin ayrı birer hikayesi var. hepsini dinleyemem ama hayal edebilirim. şu an ayrı şehirlerde aynı gökyüzüne bakıyor olabilir miyiz? aynı kayan yıldıza bakıp farklı dilekler diliyor olabilir miyiz? ne yazık ki hayır. nerden biliyorsun? diyebilirsiniz. ama biliyorum diyebilirim sadece bir açıklamam yok onun yanında. ne yazık ki sadece tek kelimelik bir cevabım var. şimdi burada artık yazmayı bırakmam gerek ne yazdım yukarıda aslında tam da bilemiyorum. acaba düşündüklerimi kelimelerle burda tam olarak anlatabiliyor muyum diye de düşünüyorum bazen. yanlış anlaşılmaktan hep çekinirim :)
şimdi camdan bakıp havanın güzelliğini düşünmek istiyorum. derin nefesler çekip havadan aldığım bu hazla uyumak istiyorum mutlu uyumak istiyorum çünkü uyandığımda önümde çok işim olacak. camdan baktığımda görebildiğim 4 tane yıldız var. kayan bir yıldız göremesem de kendi içimde bir dilek tuttum o an göremediğim onlarca kayan yıldızdan herhangi biri için. olur mu bilmem ama camdan gelen serinlik uykumu getirdi. biraz mutlu hissetmek için biraz üşümek mi gerek diye düşünmeye başladım :) hazır tatlı bir huzur hissetmişim uyuyayım..
Pazar, Mayıs 21, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
uzun süredir ( sabahın köründen akşama kadar diyelim şuna :) ) ödev yaparken klasik müzik dinliyorum. kafayı yormaz, hafif bir esinti yaratır diye. taa ki biraz önce elimde kalem kendimi orkestra şefi gibi zannedip sallarken, bunu yaptığımın farkına varana kadar :P etkilenmişim demek ki. ve bunu zamanında farketmişim :) biraz ara lazım bana galiba :P nerde benim şebnem ferah' ım? beni hiç terketmeyen sevgilim o benim :)
Cuma, Mayıs 19, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy
bugün 19 mayıs, tüm gençlerimizin bayramı kutlu olsun. ben de bir genç olduğumdan benim de bayramım bugün. ben de isterim dışarı çıkayım, gezeyim, sinemaya gideyim, çıkışında fast food yiyeyim, sonra da risk oynayayım, -yım -yım ... gibi bir sürü bilime ve insan oğluna katkısı olmayan işlerle uğraşayım. ama bunları yapmak yerine evde oturup ders çalışıyorum. ilime irfana katkıda bulunuyorum. gerçi şu an çalıştıklarımdan sonra aklıma bir icat gelmez ama ilerde bir buluşa imza atacaksam mutlaka bu 19 mayıs gününün de bir katkısı olacaktır. işte sınavlar başlıyor artık 16 hazirana kadar hiçbir şekilde bir ara yok. ama " ben bittim! " sözü için henüz erken çünkü mayısın 22 sinde başlıyor sınavlar o gün söylerim büyük ihtimalle.
yav güya bugün oky ile da vinci şifresi' ne gidecektik. hatta ben teklif etmiştim hadi gidek cuma günü diye ama baktım ki bu hafta boyunca bir arpa boyu ödev, proje, sınav hazırlığı yapamadım o yüzden bugünü ertelemek zorunda kaldık. sanırım temmuz' un ortalarında gidebiliriz ancak :) oky affet beni abi bak burdan da özür diledim :)
şimdi sabahtan beri bir sürü faydalı şey öğrendim. şu an bunları nerde kullanacağımı bilmiyorum. aslında bilmem gerekir ama bilmiyorum şu an itiraf ediyorum bilmediğimi. fazlaca açık sözlüyüm :P
ama çalışırken de bayağı sıkılmaya başladım artık :) o yüzden biraz yazı yazarsam geçer diyorum. evde de kimse olmadığından ve kendi kendime konuşmak bana bi yarar getirmeyeceğinden yazıyorum. yazıyorsam sebebi var kardeşim.. ne şee!
ahaha çok güldüm şimdi kendime yanılmıyorsam korsan tv den aklımda kalmış olmalı bu " ne şee! " sözü.
" vay eroycum gülüyosun var sende birşeyler! " diyebilir dikkatli okuyucular :) yok bişey içimiz kötü ama blogum salt sevda blogu olsun istemiyorum. adımız Live4it! ise yaşamımızın bir amacı ile ilgileniyoruz. salt sevgiliye duyulan özlem olsaydı. Live4her! filan yapardık :P ama Live4it! bir tesadüfün sonucu ortaya çıkan bir isim ve güzelliği de orda. bir insana bağlı bir yaşamdansa bir amaca bağlı yaşamı seçen insan olmak istiyorum. o yolda karşıma çıkacaklarla arkadaş olayım, onlara aşık olayım, onlarla güleyim,... vs :) diğer çapçılara benzemiyosun dedin ya ben de o zaman tekrar uyandım desem yeridir. her zaman olduğu gibi biriyle karşılaşmak için geç kalmış olsam da, henüz kaçırmadığım şeyler için biraz hızlı koşmam gerektiğini anladım. aslında pek de emin değilim kendimden. bunu yazıyorsam içimde bir yerlerde inançsızlık var demek ki. ama geçtiğimiz yazılardan birinde bir çin atasözü ne demişti? yürüyen üç aptal, oturan üç bilgeden daha çok yol alır. şimdi bi de yürüyen bir bilge düşünün neler olur kimbilir :P
Cuma, Mayıs 19, 2006
Kategoriler:
Yazan Çizen:
eroy