kötü gündür geçer... umarım :)

bugün kesinlikle çok kötü bir gündü. bazı şeyleri yavaş yavaş kabullenmeye başladım gibi hissediyorum. bu beni korkutuyor. seni uzaktan görmek bile güzel..

olaya bir de bu açıdan bak..

- kolay tabi. kıyıya dalgaların vurması, rüzgarların esmesi, denizin kabarması karşı kıyıdan bakınca güzel görünür.
- hı? anlamadım?
- neyse boşver.

yağğğmuur yağııyooor selleeer akıyooor live 4 it! camdaaan bakıyorr

yağmuru ne kadar da özlemişim. keşke hiç durmasan da ben de hep altında dolaşsam. ama o zaman da sıkılırız di mi. biraz ayrılık, biraz özlem iyi gelir. ağacı budamak gibi kes dallarını ondan ayır ki uzak kaldığı dallarına inat daha gür çıksın :) ( şu olayı, ağaç budamaya benzeten sevgili eroy seni kınamaktan da öte yapıyoruz taraftara havale ediyoruz :P )
okuldan gelirken yağmaya başlamıştı ki en sevdiğim türü olan iri damlalı yağmur yağıyordu. daha ne isteyeyim ki? diye düşünürken gökyüzü tam bulutlu olmadığı için yer yer yağıyordu yağmur. neyse orda biraz ıslanmayı başardım :)
şimdi ise deli gibi yağıyor hemen it's rainning men' e sarıldım tabii ki :) herşeyi bir şarkı ile özdeşleştiriyorum neden bilmiyorum ama hatırlaması kolay oluyor o zaman :)
camda iki şarkı kadar durup kafa gözü iyice ıslatıp yağmura sevgilerimi sunduktan sonra bir kez de şenlik haftasında yağmurdan bahsedelim ayıp olmasın ona da :) 3-5 gün hiç durmasan bari biraz özlem giderelim :)

ama seni gördüm göreliiii


yıllar yılııı gülmeediii yüzümmm, buralara doğğmadı güneş ben hep güzün başedemediimm ben aşksıızz edemeediimmm. heee ee eyy....
diye gidiyor işte :) bu şarkısı ki adı aşk tarkan' ın en sevdiğim şarkısı. aslında çok değişik hatıralar canlandırıyor bende. ne mesela? ben bu şarkıyı ilk kez dinlerken tomb raider III' ün demosunu oynuyordum. şarkının başındaki mistik açılış o an lara ile meşgul olan beni çok etkilemişti saatlerce aynı yeri aynı şarkıyla oynamıştım. çünkü bırakmak istemiyordum. şarkıdan mıdır? lara' dan mıdır? yoksa ikisinin birleşip nirvanavari bir varlık oluşturmasından mıdır bilmiyorum kalkamamıştım başından :)

zati şarkı da uyuyordu hayatıma. seninle birlikte bu şarkıyı günlerce dinleyebilirim :) sadece sevgili ile dinlenmesi gereken şarkılar listeme bunu da eklemiştim :) sanırım bu, o listenin ilk şarkısıdır :)

bilgisayar oyunu çılgınlığını had safhada yaşamış her oyuncu arkadaşımız gibi ben de lara' ya platonik duygularla bağlıydım tabii ki :) ya aslında eli silah tutan güzel kadınlara karşı feci bir zaafiyetim söz konusu :) milla' ya da bu yüzden aşık olmuştum tabii ki :) allah' ım silah bir insana bu kadar mı yakışır.

aslında güzelliğinin yanısıra ne zaman istersen seninleydi. oyuncuları ona çeken bir etken de bu. neyse lara ile birleşip had safhaya vuran platonizmimde bu şarkının payı büyük. gece uyumadan açıp, yatağa uzandıktan sonra sabaha kadar dinleyebilirim. sıkılmam da sıkılsam da belli etmem, çünkü sevdiğim hiçbirşeyi incitmek istemem, lan şarkı incinir mi bre insan evladı? :P olsun yav benim içim rahat etsin yine de :)
lara' mı da alsam da gitsem uzaklara :)

live..

bu fotoğrafın altına yazdıklarım ilahi adaletten midir nedir çıkmadı. şimdi tekrar yazıyorum. demek ki söylemek istediklerimi sana söylemem gerekiyormuş diye düşündüm içimden. sanırım söylemesem daha iyi.

hobaaa!..

ehehehe şimdi çalışıyordum gayet sakin ve umutsuz bir şekilde :P ve birden bilgisayar gözümün önünde kendi kendine açıldı ve ben artık inanıyorum seçilmiş kişi olayına :P
acaba sırf bunu yazmam için mi açıldı bilgisayar kendi kendine? korktum ama ben şimdi :) bilgisayarla yalnız kalamam artık :)

yoksa ben seçilmiş kişi miyim? ya da sen benim için seçilmiş olan mısın?


" O sonsuzluk denizinden yükselecek

İki kıyıda ordular yaratacak

Ve insanı kardeşine düşman edecek

Bir tek insan kalmayana dek "

böyle bir savaş çıksa kılıçla, mızrakla, yayla, okla ne savaşırım ama :) zaten içimde yeniden middle earth sevdası yeşerdi :P evet yarın 6 haziran 2006 ya da pek çok kişinin beklediği şekilde söylemek gerekirse, 6.6.06. tüm korku filmlerinde görmeye alıştığımız 666' yı oluşturuyor tarih. yarın neler olacağını hep birlikte göreceğiz. böylesine şeytani bir günde benim finallerimin başlaması bir tesadüf mü? yoksa gerçekten sonun başlangıcı mı? yoksa ben seçilmiş kişi miyim? seçmek ile seçilmek tüm hayatımız boyunca hep karşımıza çıkan iki kelime. biz ya birilerini seçiyoruz ya da birileri bizi seçiyor. bazen seçen de seçilen de bunun farkında olmuyor. hepimiz kendimiz için seçilmiş insanı arıyoruz di mi? inkar etmeyin boşuna baktığımız her insanda bizim seçme kriterlerimize uygunluk aramıyor muyuz? sonra da bir kişiyi seçiyoruz. o da bize bakıp kendi seçimini söylüyor. ortak seçimlerden birliktelikler meydana geliyor. her seçimimiz doğru veya yanlış olmak üzere iki olasılığı var. bazen de bizim seçtiğimiz kişi kendi seçimini yapıp bir başkasını seçmiş oluyor. o zaman bizim seçimimizin doğru veya yanlış olduğunu asla öğrenemeyebiliriz. o zaman bir başka seçilmiş insan arayışına giriyoruz. hayat bu şekilde ilerliyor. bazen de seçtiğimiz kişinin aslında bizim için seçilmiş insan olmadığını farkedebiliyoruz. yaptığımız seçimin yanlış olduğunu görüyoruz. er ya da geç seçimlerimizin doğru mu yanlış mı olduğunu görüyoruz.
yarın belki de bir palavradan ibaret ya da gerçek olacak. kıyamet yarın olmazmış gibi gelmesi normal. bundan 50 yıl sonra 100 yıl sonra dünya kaynakları bitince kopacakmış gibi düşünüyoruz. dünyadaki herşeyin bitmesinden sonra insanoğlunun yeryüzünde yapacak hiçbirşeyi kalmayacakmış gibi bir inanç hakim. ama amacımız dünyada varolup, kaynaklarını tüketip sonra ölmek mi? yaşamımızın amacını bulmak milladın da öncesine dayanıyor bunu anlatmak için birçok seçilmiş insan da gönderildi yeryüzüne ama hala tek ve kesin bir cevap üzerinde insanlar mutabık kalamadı. neye, nasıl inanmak yine insanın seçimi. ben bunun ilahi yönüyle değil de romantik yönüyle ilgilenmek istiyorum belki de, yaşamımın amacı benim için seçilmiş insanı bulmak diye düşünüyor olabilir miyim yoksa şu an platonik duygularla dolu olduğum için mi bana böyle geliyor? yaşamın amacını bir başkası atomda bir başkası ise camide, kilisede, sinagogta arıyor. hiç aramayanları da söylemeden geçmeyeyim.
seçmek ve seçilmek, bir kez daha söyledim bunu yazdıktan sonra kendi içimden. sanırım benim seçimim şu an oturup yarına hazırlanmak. çünkü benim seçimim olan zor bir yoldan gitmek istedim ve seçimlerimin sıkıntısını çekmek zorundayım. senin de benimle aynı seçimi yapmış olman beni daha da mutlu etmişti. aynı yoldan giden iki kişi olabilirdik. sen benim seçilmişim olabilirdin. senin de beni seçmiş olman için fedakarlıkta sınır tanımazdım. lakin herkesin seçimlerine saygı duymayı çok uzun zamandır yapıyorum, hatta hiç yapmamazlık yaptığım olmadı :) amma da çok seçilmek kelimesini kullandım. bunu söylemek hoşuma gidiyor. mastar eksiz daha da güzel bir kelime ;)
omeni hiç izlemedim. etkisinde de kalmam çünkü kendimi biliyorum :P ama yarını çok uzun zamandır bekleyenler vardır mutlaka. ama yarın bişey olursa ben olay çıkarırım ona göre bu kadar çalışıyorum sınava :P gerçi sabah sınav genelde bu tür olaylar olacaksa öğleden sonraya tekabül eder :P
neyse canım live4it! sağolsun zaten hayatın amacı isminde gizli zaten :)

sadece dinle eroy, bana cevap verme.

kendime bazen o kadar kızıyorum ki. hani bazen kendi düşmanım kendimmişim gibi geliyor. sen onca zaman otur düşün onu sonra en azından biraz olsun görme fırsatın olduğunda hayır de kaç. neden? çünkü korkaksın. neden korktuğunu kendi kendine bile söyleyemeyecek kadar korkaksın. aslında kendime temiz dayak gerek, ama cidden iyi bir dayak gerek içte ve dışta bu kadar fark oluyorsa içini dışına çıkaracaksın ya da dışını içine geri sokacaksın. o zaman belki düzelirim.
aslında ben haksızım, bir adım ileri atamıyorum, onun gelmesini bu kadar beklemek saçma. çünkü parmağını bile kıpırdatmıyosun. bunu istediğin halde yapamıyorsun. o zaman haksızsın. çünkü bu şekilde sadece kenardan izleyerek hayatını geçirmeyi planlıyorsan o zaman oyuna girmeyi istemeyeceksin. ya izle ya oyna. birini yaparken öbürünü düşünme sadece bir kez olsun kararsızlıktan kurtul. ne istiyorsan onu söyle, içinden mırıldanma. bunları gece gece neden düşündün ki şimdi? uyumak istemem doğal çünkü kaçmak için en iyi yol. rüyanda starwars görürsün belki elinde lightsaber savaşırsın, ya da elf diyarlarında dağlardan yağmur gibi inersin at sürersin, ya da bugünü düşlersin di mi, içinde yaşadığın şu anki hayatı ve zamanı rüyalar gerçeğe yaklaştıkça, bir şeylere dokunabildiğini, sıcaklığını veya acısını uyurken de hissedince uykuyu daha çok istiyor insan, ulaşmak istediklerini gözülerin açıkken değil de kapalıyken görmek daha kolay tabii ki. bir gün gözlerimi açtığımda aslında herşey için çok geç olmuş olacak ama hayatımın harmonik hareketi bu, hep aynı.
neyse, live4it! 1.yıl şenlikleri' ni bozmayayım böyle kronik yazılarla. live4it! şenlik haftası da resmen başlasın artık :)

live4it! 1 yaşına giriyor.


ilk mesajımı 12 haziranda atmıştım. oky sağolsun beni bulaştırdı blog dünyasına. o yüzden vakit vakit aklıma gelince teşekkür ederim ona. bugüne kadar burdaki yazılara yorum yapmış olan herkese çok çok teşekkürler ;)
zaten hepsini belirledim. isimleri bende :P burdan onlara da teşekkür mesajlarımız olacak. aslında tam da final zamanıma denk geldiği için uzun zamandır istediğim acaba biraz template ile oynasak mı fikri ne yazık ki haziran sonuna ertelendi. halbuki yeni yıla yeni template ile girmeyi istiyordum :) takip etmeye çalışıp da yorum yazamadığım, linkinparkıma ekleyemediğim blogları da yine haziran sonuna bırakıyorum. ooh herşeyi haziran sonuna bırak bakalım, elbet o gün geldiğinde karşına mutlaka aksilikler çıkacaktır :P
herşeye rağmen, hayatıma değişik bir anlam kattı live4it! bir tesadüf ile başlamış olsa da hayatımda önemli bir yeri oldu. onu okuyan herkese teşekkürler ;)

güzel şehir şu istanbul

Güzel şehir şu istanbul, yaşaması zor, ama güzelliği herşeye değiyor. bir dargın bir barışık sevgililer gibi. bazen senden nefret ediyorum desem de sonra bırakıp da gidilmez burası diyorum.. gerçekten gidebilir miyim?
söylemesi bile kötü etti beni :) herkes doğduğu yere karşı ister istemez bir sempati duyar. "memleket hasreti" diyelim ona. ben de burda doğdum, bırakıp gitmek istemiyorum. en azından bu sevdiğimden uzak kalmayayım. ama sırf böyle dediğim için bile birgün uzak kalacakmışım gibi geliyor.

vizeler de bitti, proje de , hatta ödevler de :)

iki gündür beyin iflas etmediyse daha da bişey olmaz bana :P ne kadar uyuyabildim bilmiyorum ama yolda uyuduklarımı hesaba katarsak evde değil de yolda daha çok uyumuş oluyorum :P
okulda bahar şenlikleri, konserler, ben ödev peşindeyim :) zamanında yapsaydım bunları bu kadar derde girmezdim. o zaman konsere de giderdim. o zaman bu yazıyı da yazmazdım. şartlı cümleler, di li geçmiş zamanlar, keşkeler.
durup, nereye gittiğime bakmam gerek. hep koşturuyorum ama nereye? bunların hepsine birer cevap bulacağım. ama şimdi zamanı değil, finaller başlıyor :)

teslim ettim :P


elektrik makineleri II ödevi için hayatımda uğraşmadığım kadar uğraştım. inşallah onun sayesinde geçicem dersi :P ödevi de teslim ettim. pişman değilim :P