tatil

Haftasonu hiç yazı yazamayacağım ( Tamam bu kadar üzülmenize gerek yok :D geri döndüğümde açığı kapatırız ;) )
Yaz geldi daha ayağımı suya sokamadım derken, bu hafta sınavların başlayacağını öğrenince geçirdiğim travmayı atlatmak için haftasonu denize gideyim dedim. ( iyi ki demişim ağzıma sağlık :) )
Deniz deniz deniz tek isteğim biraz yüzmek Allah'ım sen denizleri bu haftasonu dalgasız kıl lütfeeen...
Sağ salim dönersem :P yeniden yazılarıma devam ederim :))

tripod



Bir an dedim ki acaba benim evdeki tripod da bi gün canlanıp bana saldırır mı? Zaten filmde ödüm patlamıştı. Sonra dedim ki eğer ben tripoduma iyi bakarsam yemeğini suyunu eksik etmezsem bana bişey yapmaz. (Paranoyaklıkla beraber sanırım yavaş yavaş kafayı sıyırma belirtileri de baş gösteriyo ben de :) ) Ama filmdeki tripodlara da benzemiyo değil (profilden bakınca)
Zaten pek bi küçük olan tripodum canlansa ne olur canlanmasa ne olur diyerek bu korkudan kurtulmaya çalışıyorum. :)

alemlerin cengi 2

War of the Worlds ile ilgili şu noktayı anlatmamışım ( Bana burda " filmi anlatıyorsun, filmi izlemeyenler var filme gitmelerine gerek kalmayacak yakında sen herşeyi anlatacan herhalde" diyenleriniz vardır mutlak :) filme gitmeyenlerden özür dilerim. Onlar bunları filme gittikten sonra okusunlar :P)
Filmde yer verilen güzel bir nokta da bazı amerikalıların terör korkusu olmuş. Koca tripod şehri basıyor, çocuklar hala "bunu teröristler mi yaptı?" diyor. Nerden geldiler sorusuna verdiği cevap da "Avrupa'mı?" Spielberg boşuna Spielberg değil bunu her filminde kanıtlıyor (Bence de böyle devam etsin bir spielberg filmi her zaman gelmiyo sinemalara :) )
İnsanların panik anında saçmalamaları, aralarında yayılan dedikoduları da güzel yansıtmış.
Her açıdan öv öv bitmez bir film (sonu biraz da mantıklı olaydı al sana gelmiş geçmiş engüzel film). Giden arkadaşlar da yorumlarını eksik etmesinler.

gaz caz hazz

Karın ağrım hala geçmeden yazayım dedim, İstanbul Caz Festivali'nin reklamını görenlerin bir çoğu da benimle aynı duyguyu paylaşmışlardır.puahahahah hala gülüyorum, bu kadar mı komik olur bir festival reklamı... Bu reklamı Düşünüp de yapana benden koca bir aferin
( Bu arada başlıkla yazı da pek bi alakasız oldu, olsun :P )

cihanların harbi



Türkçesi cihanların harbi(sanırım bu osmanlıcası oldu :) ) olan war of the worlds filmine gittim ve gördüm nihayet.
Şunu itiraf etmeliyim ki daha önce hiçbir filmde bu kadar dehşete düşmemiştim. Spielberg bu filmde normal insanları yansıtacağım demişti ve dediğini de fazlasıyla yapmış. Mükemmel bir film olmuş insanların korkusu, dehşeti, kriz anındaki paniği, bencilliği hepsini mükemmel yansıtmış. Film, bilim kurgunun içine dramı harika bir şekilde yerleştirmiş (Tom Cruise'un oyunculuğu da tabii ki muhteşem).Sesler de filme ayrı bir gerilim eklemiş o tripodların sesi hala kulağımda( brrrr! içim irkildi. Aniden filmdeki sahneleri hatırladım.)
Eksik yanı yok mu? Olmaz mı, tabii ki var birincisi küçük kız çok bağırıyo :) filmin başlarında öyle bağırıyor ki bi ara kalkıp iki tokat çakasım geldi :P. Bir film hatasını da söylemeden geçmeyeyim, filmin başında tüm elektrikli aletler(hatta saatler, arabalar bile) durduktan sonra nasıl oluyo da ordaki adam elinde kamera çekim yapıyor, arkada bir başkası fotoğraf çekiyor?(sanırım bu hatalarından dolayı olsa gerek filmde ilk ölen kameralı adam oldu :) )
Half life 2'yi oynayan arkadaşlar filmdeki tripodları hemen tanıyacaklardır, sanırım Spielberg de HL2'yi çok beğenmiş olacak ki ordaki tripodların nerdeyse aynısı koymuş filme.Ve filmin sonu çok kötü olmuş, yani o yaratıklar o kadar hazırlık yapmışlar da bizim atmosferimizi, terliksi hayvanlarımızı hiç araştırmamışlar mı?( ya bana bunlarla gelmeyim yaauv ilerleyin yaaauuuv!)
Filmin sonunda uzaylıların neden yok olduklarını söylerken verdiği mesaj da güzeldi.
Genel olarak konuşmak gerekirse filmin sonu hariç(çok da kötü demiyorum ama filmin geneline bakıldığında biraz sönük kalıyo), gerisi muhteşem bir filmdi. Herkes gitmeli görmeli gibi klişelerin efendisi :) bir sözle yazımı bitireyim...

hayal & hüsran

Yazın getirdiği rehavetten olsa gerek odadaki çalışma masasını tavan arasına (birleşik mi yoksa ayrı mı yazılıyor çok merak ediyorum, ama bir cevap bulamıyorum bunalıma girdim yardıımm!) kaldırdıktan sonra(Masayı kaldırdım iyi hoş da yaz okulunun derslerini nerde çalışacam şimdi bilemiyorum. Ama tek bildiğim o masayı tekrar aşağı indirmek çok zor olacak, çok bel ağrısı çekecem.) odada yaklaşık 45 metrekarelik bir boş alan iskana açıldı. Tam da oraya acaba bir kiracı mı alsam diye zengin olma hayalleri kurarken, kardeşim masanın ordan alınmasıyla önü açılan camı farketmeyip camdan aşağı yuvarlanayazınca gecem zehir oldu(masayı tekrar aşağı indirmek farz oldu. Mazallah bi misafir gelir hoop aşağı düşer, gerçi çok da komik olurdu :) ama neeeyse...).
Dedim, ya oraya alacağım kiracı veya bir misafir öyle yanlışlıkla aşağı yuvarlansa halim ne olurdu?(Ne olacak tüm haber bültenlerine sırayla çıkardım ehehehehe hatta ünlü olurdum kaset yapardım, dizi çekerdim, bilahire bi sürü şey yapardım işte.) Böylece zengin olma hayallerim kardeşimin tek hareketiyle yok oldu.(Alacağın olsun kardeşim bu bana yapılır mı be? Hatta dur ne alacağı esas bana borcun olsun! :P)

deep impact



Allah'ım bugün o kadar mutluyum ki! Sonunda filmler gerçek oldu ve ilk göktaşımızı vurduk.(Gerisi de gelir inşallah :) )
Gerçi göktaşına, şükür ki bişey olmadı(vurulunca bir anlık şok geçirmiş o kadar). Ama eğer bu göktaşı gider de annesine babasına 'Bana dünyalılar vurdu. Beni öldürmeye çalıştılar' derse nice olur halimiz merak ediyorum. Gidip o koca göktaşlarına çocuğunuzu ilim irfan için vurduk dersek(ben gidip demem başkası gitsin), yakın zamanda biz de dinozorların yanına gideriz(Acaba dinozorlar da bizim kadar gelişti ve bizim gibi böyle göktaşına taş atıp kaçtılar sonra anne babası gelip dünyayı yok mu etti? Bu da benim teorim :) ).
Artık televizyona çıkıp da dünyaya 2000 bilmem kaç yılında meteor çarpacak hepimiz ölecez diyenler avuçlarını afiyetle yalasınlar. (Çünkü bir değil bir kaç tane çarpacak :P) O kadar kolay değil, artık biz de filmlerdeki gibi havada vururuz göktaşını nabeeer...
İnsanlar nelerle uğraşıyolar işte sen git göktaşını rahatsız et, sonra da göktaşı faciası konulu 10'larca film yap. Bi de bu göktaşı bizim dünyamızla ilgili bilgi verecekmiş.(yaauv ilerleyin yaauuv)
Neyse adamların bi bildiği olmasa o kadar para harcayıp uğraşmazlardı. (ya da uğraşırlar mı? :) )
Dünyamızı sevelim, onu iç (küresel ısınma ,nükleer savaş...falan filan) ve dış (meteor, uzaylı istilası)tehditlere karşı koruyalım, korumayanları uyaralım :)

formula 1, 2, 3 tıp!

Geçen yarışın (ya da kepazelik mi desem? Demiyim hadi :) ) ardından bugün Fransa'da Manyikur (ben bööle yazıyorum banane :P)' da yarış var. Allah'ım sen Schumacher'e yardım et, hızını bol eyle, tekerleklerine zeval verme de yüzümüz bugün gülsün, dosta düşmana göstersin gerçek 1. kim (o kim, kimi raikonnen değil!! Bilmem ne zamiri :) )
neyse yarış başlasın ben de susayım :)

tesadüf, tamam da bu kadar mı olur?

Tam oturdum insanlığın tarihi anlarından biri hakkında engin bir yazı yazacakken, çat telefon annemi soruyolar annem buyrun benim diyo ve karşıdan gelen söz 'başınız sağolsun babanız vefat etti' tabii bunun neresi niye yazıyosun manyak mısın diye sorular aklınızda birikmişkene işin haber boyutu aslında arayanın annemle aynı isimde başka birini arıyo olması ve tesadüfe biz çıkıyoruz (amaneeeyy yuh bu kadar mı benzer!!) neyse annem dedemle görüşüp içimizi rahatlattıktan sonra hemen komplo teorileri ortaya atıldı (bizim milletçe içimiz kötü kardeşim :P ) bunun acaba bir şaka mı, bir aldatmaca mı, bir hisseli harikalar kumpanyası gösterisi mi olduğu merak konusu oldu.
Neyse hayat işte ne olacağı belli değil, güler misin ağlar mısın belli değil... Bence hepimiz gülüp eğlenelim :)

bahar temizligi



Originally uploaded by eroy.
Akşam otururken, birden kafama saksı düşmüşçesine bir irkilme, kafamda bir karıncalanma oldu(birden inme indi zannettim, meğer aklıma bir fikir gelmiş :) )birden dedim ki,madem bu bilgisayarın kasasının kapağını açmama servisteki adam olur raporu verdi(garanti güme gitmesin diye arkasındaki fişleri bile ellemiyodum :P ) bi açayım da temizleyeyim şu kasanın içini.
Büyük bir özenle açtım kapağın içini gördüğümde bilgisayarın bozulmasına şaşmadım hatta bunca zamandır nasıl oldu da patlayıp bir faciaya yol açmadı diye de kendi kendime bir soru sordum (cevabını tabii ki alamadım). Bu kadar toz, toprak, kir, pas, karınca(yok artık onu salladım) nasıl olup da birikmiş bunun içine. Püfff diye üflememle geçici bir nefes darlığı, baş dönmesi ve etrafın toz bulutu kaplanıp kum fırtınası oluşması gibi doğal afetlerle uğraştıktan sonra bilgisayar kasası içinin nasıl temizlendiğini unuttuğumu da anlamış oldum.(boğazımın için tozdan dolayı sanırım çamur deryası olmuştur o kadar toz yutmak adamı sağ bırakmaz herhal ama en iyi çözüm soğuk bir bardak su içip gerisini kadere bırakmak)
Elektrik süpürgesi ve kulak çöpü yardımıyla imkansızı başarıp içini dışını bal dök bandıra bandıra ye kadar temiz bir duruma getirdikten sonra içim rahat etti, artık rahat uyuyabilirdim.
Ama hala oyun açamıyo işte içindeki kart temizledikten sonra 16'ya çıkmıyo ki! Bu da demek ki eşşeği yıkasan temizlesen eşşek yine eşşek.
Bu da bana yine yeni yepyeni bir tecrübe olup gitti...

buhranlı bir dönemin ardından...

İki gün bilgisayarsız geçirmek farklı bir deneyim oldu diyebilirim(fetret devri gibi bişeydi). Önce kendi kendime konuşmaya başladım, sonra acayip bir fotoğraf sevdası başladı ama bilgisayar olmadan fotoğrafları iyi göremiyodum ve bu da bana bilgisayarsızlığı hatırlattığı için foto sevdasından vazgeçtim, bugüne kadar yapmak isteyip de yapmaya vakit bulamadığım şeylere yöneldim. Kendime daha çok vakit ayırdım, ailemle daha çok vakit geçirdim, kitap okudum, güzel sanatlarla ilgilendim, pozitif bilimlere yöneldim, kısacası kendime geldim, dünyam değişti. Meğer bilgisayar ne kadar da kısıtlıyormuş bir günümü. Artık herşeye daha farklı bakıyodum ki, aha da bi yerden fason da olsa ekran kartı bulup bilgisayara oturdum. Sanırım sağlıklı düşünmek, dünyaya başka gözle bakmak, güzel sanatlar, pozitif bilimler bana göre değil :)

back to 8's

Yukarıdaki başlığı okuyan herkes bu yazının müzik hakkında olacağını sanıp(back to 80's değil özellikle back to 8's yazdım), bu cümleyi okuduktan hayal kırıklığına rahatlıkla uğrayabilir hatta bi çayını içip iki çift laf edebilir :)
Neyse bu sinir bozucu geyikten sonra asıl benim sinirimi bozan olayı anlatayım bilgisayarım bozuldu! Ekran kartım tırtladı. Tam iki günü bilgisayarsız geçirdikten (ve tam da gözlerim yeniden sağlığına kavuşmaya hazırlanırken) bugün öğrendim ki 10 gün daha bilgisayarsızım! (inanın 10 gün lafını ilk duyduğum an, isyanım uçan kuşa misali çığlıklar atıp ağlamak istedim ama bunun bir fayda getirmeyeceği hatta faydasından çok zararı dokunacağı düşüncesi beni susturdu. ) Ekran kartımı yaşlı gözlerle geride bırakırken ben nerden, nasıl bulurum ödünç ekran kartı dedim, bu bozuk para değil ki herkeste olsun (2 mb lık bile olsa yeterdi bilgisayarı açsın yeterdi. o kadar çaresizdim işte :( )
Ama babamın bilgisayar firmasında çalışan bir arkadaşı bana şu an kullandığım 8 mb'lık ekran kartını(başka zaman olsa yüzüne bakmazdım 8 mb ne ki? ahahaha işlemcinin cache nerdeyse o kadar ama işte insan ne oldum değil ne olacağım demeli ) getirdiği an bir ebeveyn olmanın ne kadar sorumluluk istediğini aha da şimdi anladım.
Yine de 8 mb'ı küçümsemiyorum bilgisayarımı açtı ya internete girdim ya sizlerle bu anı paylaştım ya ya ya .... diye gider işte şimdi çook mutluyum Allah kimseyi bilgisayarından uzak etmesin :)